1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:28
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yıldıray Oğur MANİFESTOM 20.10.2009
Yıldıray Oğur
Kıbledağı’na çıkmaz mıydık
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yıldıray Oğur - Kıbledağı’na çıkmaz mıydık Yıldıray Oğur - Kıbledağı’na çıkmaz mıydık Yıldıray Oğur - Kıbledağı’na çıkmaz mıydık Yıldıray Oğur - Kıbledağı’na çıkmaz mıydık Yıldıray Oğur - Kıbledağı’na çıkmaz mıydık Yıldıray Oğur - Kıbledağı’na çıkmaz mıydık Yıldıray Oğur - Kıbledağı’na çıkmaz mıydık Yıldıray Oğur - Kıbledağı’na çıkmaz mıydık
Yıldıray Oğur köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Bu yazıyı yazmaya başladığım dakikalarda PKK’lılar henüz dönmemişti. Onları bekleyen akıbet de henüz belli değildi. Az önce Kandil’den yola çıkan grubun birkaç kere resmi düştü sitelere. O resimlerden birinde güleç yüzlü bir teyze ve müşfik bakışlı beyaz saçlı bir amca da vardı. “PKK’lı teröristler için Kandil’de tören düzenlendi” diyordu site. O teyze, o amca, terörist?

Sanki o teyze aşure tabağı mutfağınızda duran alt komşumuzdu. Sanki o saçları beyazlamış amca dükkânın önünde sigara içen Kürt bakkalımızdı.

O soğuk dağlarda ne işleri vardı bu yaşta? En düzgün taşın en rahat yastık olduğu şartlarda mı aklaşmıştı saçları? Bir devlet için, bir dil için, bir millet için çekilir miydi bu çile? Elinde silah olanın, her an birini öldürebilecek durumda olanın yıllar sonra yüzünde böyle müşfik bir ifade kalabilir miydi?

Hiç anlamamıştım. Ta ki Rize’de okuduğum lisede yan sırama Mardin’den Derbas adlı bir çocuk oturana kadar. Önce adından, sonra anlattıklarından, en sonunda da insanlığından ve vefasından o güne kadar sadece Anadolu’dan Görünüm programında zorla devlete bağlılık yemini ederken ya da cesetleri yerde yatarken karşıma çıkan Kürtlerin varlığını keşfettim. Derbas dindar bir Kürttü. PKK’lı değildi. Köylerin yakıldığını, fail-i meçhul kelimesini, yaşlı Kürtlerin Türk askerine “asker-i rumi” dediğini ilk ondan duydum. Onunla çok kavga ettim. Ama hakikatin gür sesinin kulaklarımı sağır etmesine çok fazla direnmedim. Kürtçenin sesini ondan işittim. Şivan’ı onunla keşfettim.

Aslında ne gerilla Che efsanesi, ne Deniz Gezmiş kültü uğramıştı benim yaşadığım yere. Şiddetin estetize edilmesinden, şiddetle mesafe alınabileceği fikrinden hiç hoşlanmadım. Elinde silah olan mücadele adamları bana hiç kahraman gibi gelmedi. “PKK olduğu için Kürt sorununda devlet adım atıyor, yoksa Kürtleri kimse dinlemezdi” diyenlere hiç inanmak istemedim. Bu iletişim çağında dağda gerillalık yapmayı hâlâ anlamıyorum.

Ama bazen Derbas bana öyle şeyler anlattı ki. Düşündüm. Ya aynısı benim ailemin başına da gelseydi? Köyüm yakılsaydı. Evsiz, barksız kalıp, büyükşehirlerin en pis mahallelerine göç etmek zorunda kalsaydım. Akrabalarımdan birini devlet öldürseydi ve cesedini bir dere kenarına atsaydı. Bizim mahallenin erkeklerini jandarma bir meydanda toplayıp, hakaret etseydi, bok yedirseydi. Bizim sokaktaki bir Ceylan bombayla parçalansaydı? Ve bunların hiçbirinin hesabı sorulmasaydı. Bu ülkede hayatımı sürdürmek, iş tutmak, okumak, siyaset yapmak için önümde hiç açık bir kapı bırakılmasaydı? Ne yapardım?

Rize’nin soğuk dağlarına çıkabilir miydim? O dağlarda her an öldürülmeyi göze alarak yıllarımı geçirebilir miydim? Dağın en düz taşından kendime yastık yapabilir miydim? Üzerime kar yağdığında, ellerim buz tuttuğunda bile içimdeki dava ateşi yanabilir miydi?

Dün bizim gazetede Mehmet Baransu imzasıyla bir haber çıktı. 1993’te Silopi Görümlü Köyü’nde altı köylünün PKK’ya yardım ettikleri gerekçesiyle taburda nasıl işkenceyle linç edilip öldürüldüğünü o yıllarda o taburda askerlik yapan vicdanlı askerler anlatıyordu. Cesur bir savcı onları ifadeye çağırırsa bildiklerini anlatmaya hazırdı tanıklar. Haberde babası öldürüldüğünde 13 yaşında olan Nurettin Demirhan’ın anlattıkları arasında bir bölüm beni öyle çarptı ki, Kandil’den gelen PKK’lıların resimlerine bakarken yine o hâlâ cevap bulamadığım sorular geldi takıldı aklıma. Sabaha karşı evleri basılmıştı Demirhanların. Babası ve köylüler meydana toplanmış. Köydeki bütün evler yakılmıştı. Meydanda toplanıp hakaret edilenler arasında az sonra öldürülecek köyün imamı da vardı. Askerler onun boğazına öldürdükleri altı köylü arasında olan Hıristiyan bir baba oğuldan aldıkları haçı takmışlardı ve tekme tokat atarak şöyle bağırıyorlardı: “Şerefsizler, yıllarca Ermeni birinin ardında namaz kıldınız.”

1993’te 15 yaşındaydım. Düşündüm. Aynı şey bizim köyde olsaydı. Ya da aynı şey bizim köyden birkaç kilometre ileride olan Başbakan’ın Potomya’sında bir köyde olsaydı. Devlet hesap sormasaydı. Kimse acımızı dinlemeseydi. İstanbul’dakilerin başımıza gelen umurunda olmasaydı? Ne yapardık? Ne yapardık Sayın Başbakan? Belki Kaçkarlar uzak, fazla sarp. Ya sizin köyün karşısındaki görkemli Kıbledağı?

 

Diğer Yıldıray Oğur Makaleleri:
  1. Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1 - 02.09.2010
  2. Hacıbekir’de sandığa gitme hakkı - 31.08.2010
  3. Keşke 12 Eylül’den önce de bir cemaat olsaydı - 26.08.2010
  4. Bir maniniz yoksa Ahmet Türk size gelecek - 24.08.2010
  5. Ya 99’daki görüşmeler Devlet Bey? - 22.08.2010
  6. Peki, Veli Küçük neden hala tutuklu? - 17.08.2010
  7. BARIŞ IÇIN BEŞ ADIM - 15.08.2010
  8. Koster durdu, ancak... - 12.08.2010
  9. YAŞ, 12 Mart’ta cuntacılığa karşı kurulmuştu - 10.08.2010
  10. Hain Şerif’ten, Kahraman Sherif’e - 08.08.2010
  11. Medya “şehitleri” nasıl öldürdü - 05.08.2010
  12. Bu andıç ‘kağıt parçası’ değil - 03.08.2010
  13. Manşetteki JİTEM operasyonu - 01.08.2010
  14. İşte tam liste “Muhtıra İşbirlikçileri” - 29.07.2010
  15. Laik çocuk reşit olurken... - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Kıbledağı’na çıkmaz mıydık - Yıldıray Oğur
03.09.2010 05:28:43