1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:12
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Yasemin Çongar YA DA 01.07.2009
Yasemin Çongar
Bu keskin virajda ayakta kalabilirsek...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Yasemin Çongar - Bu keskin virajda ayakta kalabilirsek... Yasemin Çongar - Bu keskin virajda ayakta kalabilirsek... Yasemin Çongar - Bu keskin virajda ayakta kalabilirsek... Yasemin Çongar - Bu keskin virajda ayakta kalabilirsek... Yasemin Çongar - Bu keskin virajda ayakta kalabilirsek... Yasemin Çongar - Bu keskin virajda ayakta kalabilirsek... Yasemin Çongar - Bu keskin virajda ayakta kalabilirsek... Yasemin Çongar - Bu keskin virajda ayakta kalabilirsek...
Yasemin Çongar köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Cumhurbaşkanı Gül prensipte haklı.

Çin dönüşü, dünkü Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının öneminin abartılmaması gerektiğini söyledi:

“Halktan yetki, parlamentodan güvenoyu alan hükümettir. MGK gerekirse tavsiye kararı alır. Önemli toplantılardır ama olağanüstülük vermeyin. Türkiye’yi olağanüstü hale sokmamamız lazım.”

Halk iradesine ve onun ürünü olan demokratik kurumlara saygı gösteren herkesin onaylayacağı sözler bunlar.

Ama Gül’ün pratikte de haklı olduğunu söylemek maalesef imkânsız.

Zira iktidarını, halkın seçtiği siyasetçilerle paylaşmaktan rahatsız olan ve demokratik kurumların gücünü sınırlayarak denetimi elden bırakmamaya çalışan güçlerin siyasetten tasfiyesi henüz tamamlanmadı.

Esasen, bu tasfiye sürecinin nasıl ilerleyeceğini belirleyecek keskin dönemeçlerden birindeyiz.

Ve, bence, Çankaya’ya çıkmasının engellenmek istendiği günlerde, bu sürecin bir başka keskin virajında ayakta kalmayı başaran Cumhurbaşkanı Gül de dün başkanlık ettiği MGK toplantısının “olağanüstü” niteliğinin farkındaydı.

***

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin altı buçuk yıllık iktidarının en kritik MGK toplantısı dünben bunları yazarken devam ediyordu.

Çankaya Köşkü’ndeki toplantının başlangıcında kameraya çekilen görüntülere baktım; Cumhurbaşkanı, Başbakan, generaller, bakanlar gergin görünüyor, sadece MGK’ya ilk kez giren Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç gülümsüyordu.

“Bu toplantının nasıl sonuçlanacağının, asker-sivil bürokrasinin parlamenter siyasete müdahalesinin geleceği açısından kritik önem taşıyacağını hepsi biliyor,” diye geçirdim içimden.


Gerek Taraf’ın 12 haziranda yayımladığı “AKP ve Gülen’i bitirme planı” vesilesiyle gündeme yerleşen “darbe” tartışması, gerekse darbecilere sivil yargının yolunu açan son yasa değişikliğinin Genelkurmay’da yarattığı infial, dünkü MGK’nın merkezinden geçen iki ana gerilim hattıydı.

Düşünün bir; Genelkurmay Başkanı’nın 26 haziranda “kağıt parçası” diye küçümsediği ve “doğru mu yanlış mı, sivil yargının soruşturmasına gerek yok” sözüyle gündemden düşürmeye çalıştığı bir suç belgesi var orta yerde ve Başbakan, ısrarla “Bunun peşini bırakmayacağız” diyor.

Üstelik, bir kez de değil...

Başbuğ konuştuktan sonra tam üç kez, 26 haziranda Brüksel’de, 27 haziranda İstanbul’da, 28 haziranda da Kocaeli’de bu konuya giren Erdoğan, her seferinde aynı çizgide ısrar etti.

Dedi ki, “Askerî yargı belgeye farklı yaklaşmış olabilir... Sıra sivil yargıdadır... Mâlûm belge konusunda henüz failler ortaya çıkmadan bunlar kararlarını verdiler... Ama bağımsız yargı gerekli araştırmayı yapacaktır...”

Daha sonra, 29 haziranda Başbuğ’un talebiyle buluştuklarında da aynı minvalde konuştuğunu öğrendik Erdoğan’ın...

Bununla yetinmedi; daha önce “devletin istihbaratı buldu” diye söz ettiği “belge” konusunda bilgi versin diye, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı’nı Genelkurmay Başkanı’na gönderdi.

Ve dün, 30 haziranda, Ankara’da kritik MGK’nın toplandığı saatlerde, İstanbul’da bir başka kritik gelişme yaşanıyordu.

Daha dört gün önce, Genelkurmay Başkanı’nın “Delil yok, kovuşturmaya da gerek yok; soruşturma yeni delillerle yeniden açılsa da yeri askerî yargıdır” diyerek sivil yargı önüne çıkmasına muhalefet ettiği Kurmay Albay Dursun Çiçek, “AKP ve Gülen’i bitirme planı”nın altındaki imzasıyla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda, Ergenekon soruşturmasını yürütenlerce sorgulandı.

Dahası, Genelkurmay Karargâhı’nda, Başbuğ’un yanıbaşında çalışan Çiçek, uzun sorgusu ardından, dün geceyarısı “örgüt üyeliği” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ne dersiniz; bütün bu olayları tek tek ve birbiriyle bağlantısı içinde yeniden düşünmek, yaşanan gerilim hakkında bir fikir vermiyor mu? Çoğunuzun iyi bildiği, bizlerin de gazeteci olarak çok yakından takip ettiğimiz bu gelişmeleri alt alta yazmak bile, toplum olarak almaya çalıştığımız virajın keskinliğini hatırlatmıyor mu hepimize?

***

Yazarken, MGK bildirisini kaçırmayayım diye bir gözümü, sesi kısık olan televizyonda tutuyordum.

Bir ara, Deniz Baykal’ın CHP’nin Meclis grubundaki konuşması geldi ekrana...

Zoraki bir tebessüm vardı Baykal’ın gergin yüzünde; sesini açınca, üslubundaki öfke ve istihza karışımıyla irkildim.

Diyordu ki, “Bakarsınız Cumhurbaşkanı Gül de birkaç saat içinde bu yasanın hiç uygun olmadığını anlama noktasına gelebilir.”

Darbecilerin sivil mahkemelerde yargılanmasını sağlayacak yasa değişikliğinden söz ediyor ve tabiî, devam eden MGK toplantısına atıfla, “Generaller, bu yasayı neden onaylamaması gerektiğini Gül’e bir güzel anlatırlar” demeye getiriyordu.

Parlamentonun, bu kararı alırken, öncelikle Genelkurmay’ın onayını istememesini açıkça, hiç yüksünmeden eleştiriyordu...

Baykal’ın, askerlerin ağır cezalık suçlarının sivil yargıya taşınabilmesine muhalefet etmesini utanarak izledim ve bir siyasi parti liderinden ziyade üniformasız bir general gibi konuştuğunu düşündüm.

Demokratik kurumların gücünü sınırlayarak, oya dayanmayan bir iktidarı elden bırakmamaya çalışanlarla işbirliği yapıyordu; bunu yaparken siyasetçi kimliğinden de, demokratik konumundan da uzaklaşıyordu.


Baykal’ı dinlerken, MGK’da sivil siyasetin ve demokrasinin galebe çalmasının taşıdığı önemi daha iyi kavradım. Biliyorum ki, bu toplum bu keskin virajda ayakta kalabilirse, bu, Baykal gibilerine rağmen olacak.

 

Diğer Yasemin Çongar Makaleleri:
  1. Savaşın vakanüvisleri - 01.09.2010
  2. Gecename - 31.08.2010
  3. Çok eski yenilikler ve edebiyatın fikri sabiti - 28.08.2010
  4. Tek parti sultası - 25.08.2010
  5. İçimizdeki uçurumun serinliğine atlamak - 21.08.2010
  6. Taviz ver, silahtan kurtul - 21.08.2010
  7. Konuşa konuşa savaşı bitirdiler - 20.08.2010
  8. Savaşları bizimkine hem benzer hem benzemez - 19.08.2010
  9. Açe’den barış dersleri - 18.08.2010
  10. Barışabildiler, barışabiliriz... - 17.08.2010
  11. Devrimci hayaller ve derinlerdeki hakikat - 14.08.2010
  12. Açılım, ateşkes, barış - 13.08.2010
  13. Bu bir başlangıç - 11.08.2010
  14. İfratla tefrit arasında ip cambazları - 07.08.2010
  15. Yazarlığın iki hâli ve hırpalayan hakikat - 31.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Bu keskin virajda ayakta kalabilirsek... - Yasemin Çongar
03.09.2010 05:12:48