1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:08
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Orhan Miroğlu YÜZLEŞME 14.10.2009
Orhan Miroğlu
Ceylan, Uğur, Mizgin, Xezal, İbrahim ve diğerleri
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Orhan Miroğlu - Ceylan, Uğur, Mizgin, Xezal, İbrahim ve diğerleri Orhan Miroğlu - Ceylan, Uğur, Mizgin, Xezal, İbrahim ve diğerleri Orhan Miroğlu - Ceylan, Uğur, Mizgin, Xezal, İbrahim ve diğerleri Orhan Miroğlu - Ceylan, Uğur, Mizgin, Xezal, İbrahim ve diğerleri Orhan Miroğlu - Ceylan, Uğur, Mizgin, Xezal, İbrahim ve diğerleri Orhan Miroğlu - Ceylan, Uğur, Mizgin, Xezal, İbrahim ve diğerleri Orhan Miroğlu - Ceylan, Uğur, Mizgin, Xezal, İbrahim ve diğerleri Orhan Miroğlu - Ceylan, Uğur, Mizgin, Xezal, İbrahim ve diğerleri
Orhan Miroğlu köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Çocuklarını öldürmeyen bir ülkede yaşamanın onurunu çoktan kaybettik.

Uğur’un katillerini nefsi müdafaadan beraat ettirenler böyle bir şeye gücü yetenler, şimdi de Ceylan’ı öldürenleri, bu kolektif suçu birlikte işleyenleri, kriminoloji bilimini hiçe sayan raporlarla aklamak istiyorlar.

Ceylan, bir demir parçasına dokundu ve bu demir parçası patlayınca öldü. Yani Ceylan kendi kendini öldürdü. Böyle raporlar düzenliyorlar utanmadan.

Amaçları katilleri, kimlerin ve nasıl hazırladıkları belli olmayan bu raporlarla gizlemek ve kamu vicdanında aklamaktır.

Ama Ceylan Önkol cinayetinde mızrak çuvala sığmıyor.

Bu cinayeti gizlemeye, örtbas etmeye yarayan sahte raporlar yalan söylüyor.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın kameraların karşısına geçip, bu sahte, bu yalan raporları okuması da bir o kadar üzücü.

Sayın Atalay’ın açılım sürecinde üstlendiği sorumluluk, onun saygın kişiliğine duyduğumuz güven, Ceylan Önkol cinayeti için önüne konulan bu rapora, ihtiyatla ve sorgulayıcı bir anlayışla yaklaşmasını gerektirirdi.

Herkesten daha iyi biliyor Sayın Atalay, orası Güneydoğu, orası yıllarca OHAL kanunlarıyla yönetildi. Askerî ve sivil bürokrasi içinde kendisini; İçişleri Bakanı olan Beşir Atalay’a değil, savaş yılları içinde hukuku hiçe sayarak birlikte ‘mesai’ yaptığı insanlara karşı sorumlu hisseden ve birçok olayda da doğrusu bu sorumluluğunun gereğini yerine getiren yüzlerce insan var. Görevleri başındalar ve tasfiye edilmediler.

Bunların bir kısmını Aygan daha yakınlarda açıklamıştı.

Onlarca cinayeti planlamak ve azmettirmekten yargılanan Cemalettin Temizözü hâlâ görevde tutanlar, adli masraflarını devlete ödetenler, gizli tanıkları, ifadelerini değiştirmeye zorlayanlar, bunun için bu tanıklardan birini, M. Nuri Binzet’i, Midyat cezaevinden alıp, Kırıkkale cezaevine nakledenler, bu kimselerdir.

Bu savaşın bitecek olmasına dair bir ihtimalden dahi korkuyor, açılım sürecinde, Kürtlerin iyi kötü hak kullanacak olmalarına katlanamıyor, AK Parti’den ve DTP’den nefret ediyorlar. Bu nefretleri savaş yıllarında oluşmuş bir nefrettir ve bugün de onlara korkunç işler yaptırmaya yetiyor. Açılım sürecini boşa çıkarmak ve provokasyonlarla bitirmek için elerinden geleni yapıyorlar.

Altı askerin mayınla öldürülmesinden tutun da, Ceylan’ın ölümüne kadar uzanan ve örtbas edilmek istenen birçok olayda bunların parmağı var.

Ceylan Önkol cinayeti hiç tekil bir olay değil. Öncesi var bunun, ve bu adaletsizliğe, bu cinayetlere karşı savaşan kurumların bugün çok iyi hatırladıkları, hiç unutmadıkları sayısız çocuk ölümleri, çocuk cinayetleri var.

Defalarca yazıldı bunlar, ama bir kez daha hatırlamanın zararı yok.

Uğur Kaymaz babasıyla beraber öldürüldü. Katiller, nefsi müdafaadan beraat etti.

Xezal Berü, Bingöl’de terörle mücadele için özel olarak yetiştirilmiş karakol köpekleri tarafından askerlerin gözü önünde parçalandı, nöbet tutan askerlerle Xezal’ın parçalandığı yer arasında birkaç metre mesafe vardı. Askerlerden biri verdiği ifadede, “nöbet yerini terk edemezdim” dedi. Nöbet yerini terk etmeyen bu asker, karakolun önünde uzanan arazide çiriş bitkisi toplamaya gelen Xezal’ın köpekler tarafından parçalanmasını seyretti.

Mizgin Özbek, ailesiyle birlikte içinde bulunduğu otomobilde seyahat ederken, otomobil Batman yolunda kurşun yağmuruna tutulunca vücudu tanınmaz hale geldi.

Sekiz yaşındaki Rozerin Aksu, Kızıltepe Pirmir köyünde babası Selahattin Aksu’yla birlikte çalıştıkları tarlanın içinde öldürüldüler. Öldürüldükleri barakanın içinde çitlenmiş kabak çekirdeği bulundu.

Bitlis’te Hogır adlı bir çocuğun, gece hayvanlarını dağda otlatırken boğazı kesildi. Hogır’ın boğazını kesenler, çocuğun adından hoşlanmamış olmalıydılar, başka bir ‘suçu’ yoktu Hogır’ın.

Ve gelelim bugüne, Ceylan Önkol cinayetine ve bu cinayetten hemen birkaç gün sonra Van’da, ikisi PKK’li üç kişinin öldürülme hadisesine.

Ceylan Önkol cinayeti Güneydoğu’nun harekete geçmesine yetti. Doğu’da benzer bir hareketlilik yaratmak isteniyordu anlaşılan.

İbrahim Atabay henüz 17 yaşında bir lise öğrencisiydi. Van’ın Çaldıran ilçesine bağlı Buğulukaynak köyünde yaşıyordu. Geçen hafta işkence edilerek öldürüldü. Gelen haberlere ve amcaları Saffet ve Kamil Atabay’ın aktardığı bilgilere göre, İbrahim’in yaşadığı köye PKK’lilerin geldiği ve burada kaldıkları ihbarını değerlendiren Jandarma Özel Harekât’a bağlı birlikler köye baskın düzenledi.

Baskını gerçekleştiren birliklere halk arasında JÖH deniyor ve bu kuruluşun aslında JİTEM’le yer değiştirdiği, sadece adlarının farklı olduğu yorumları yapılıyor.

JÖH’e bağlı birlikler Buğulukaynak köyüne gelince PKK’liler kaçmaya çalıştılar.

İbrahim de paniğe kapıldığı ve muhtemelen JÖH’e yakalanmaktan korktuğu için PKK’lilerle birlikte kaçtı. Üç kişi çok fazla gidemediler ve açılan ateş sonucu yaralı olarak yakalandılar. Buraya kadar anormal olan bir şey yok. Bir köye PKK’liler geliyor ve onların köye geldiği istihbaratını alan güvenlik güçleri PKK’lileri yakalamak için köyü basıyorlar. Ama bundan sonra yaşananlar çok korkunç.

Bu üç kişi sağ –veya yaralı- olarak yakalandığına göre yapılması gereken belli. Sorgulanacaklar ve savcılığa teslim edilecekler. Ama böyle olmuyor. Sağ olarak ele geçirilenler, köye çok da uzak olmayan bir vadiye getiriliyor. Köylülerin anlattığına göre burada üç-dört saat kadar kalınıyor. Bu süre içinde sağ olarak ele geçirilen bu üç kişiye işkence yapılıyor. Uzun bir suskunluk döneminden sonra köylüler yeniden bir tarama sesi duyuyorlar.

Sonra bu ses de kesiliyor ve üç kişinin çatışma sırasında öldürüldüğü açıklanıyor. Bundan sonrası çok tanıdık mizansenlere benziyor. İbrahim’in eline bir el bombası sıkıştırılıyor ve saire.

Bu yazıyı yazarken, etrafımda dolanıp duran ve İbrahim’den bir yaş büyük oğlum Zerdeşt’e bakıp durdum bir ara. Bu yaşta bir çocuğa nasıl işkence yapılır ve sonra da öldürülür diye düşündüm ve kahrettim.

17 yaşındaki İbrahim Atabay’ın üç el parmağı kesilmiş. Vücuduna tam 19 mermi isabet etmiş. El ve ayak bileklerine, omuzlarına ateş edilmiş önce, sonra da tam alnının ortasına bir kurşun sıkılmış. Olay yerinde sivri ve kanlar içinde bir taş parçası ile bol sayıda sigara izmariti bulunduğu söyleniyor. İbrahim’in parmakları bu sivri uçlu taşla kesilmiş olabilir.

Anlatıldığına göre operasyonu gerçekleştiren timin mensupları İbrahim’in annesine karşı “Hakkâri’nin intikamı alındı” gibi sözler sarf etmişler.

Bu görevlilerin, Hakkâri’de hunharca katledilen bir polis ve kardeşinin intikamını bu türden yargısız ve işkenceli bir infazla aldıklarını düşünüyor olmaları bir o kadar vahim.

Dava dosyasına çoktan gizlilik kararı alındı.

Şimdi maktullerin elbiseleri Van polis merkezindeki kriminal incelemeye gidecek. Umalım ki, Ceylan’ın kendi kendini öldürdüğünü iddia eden raporun bir benzeri daha çıkmasın.

Ama bu üç kişi örgüt sırlarını ifşa etmede anlaşmazlığa düştüler ve onları yakalayan güvenlik güçlerinin ellerinden kurtulup birbirlerini o vadide öldürdüler denirse ben şahsen hiç şaşırmayacağım.

Diyarbakır cezaevinden mahkemelere gidinceye kadar ağzımızı burnumuzu dağıtırlardı. Sonra da basına, “bunlar yolda mahkemeye gelinceye kadar cezaevi arabası içinde birbirlerini dövüp yaralıyorlar” diye açıklama yapıyorlardı. Hayatımıza soktukları bu kara mizahın örnekleri devam ediyor yazık ki... Ve doğrusunu isterseniz, suçun her defasında cezasız kalmasından, cinayetlerin örtbas edilmesinden, bıktık usandık artık.

 

Diğer Orhan Miroğlu Makaleleri:
  1. ‘Dün Devlet - Bugün Cemaat’ - 01.09.2010
  2. ‘Devrim koşullarında’ olağan işler - 25.08.2010
  3. Bê hemdi - 18.08.2010
  4. 15 Ağustos’la yüzleşmek... - 16.08.2010
  5. Meymuniyê’de bir akşam vakti - 04.08.2010
  6. Henüz yol yakınken... - 28.07.2010
  7. İsmail Beşikçi, Türkiye’nin vicdanıdır - 21.07.2010
  8. Vahşeti kavramak - 14.07.2010
  9. Çözüm sendromu - 07.07.2010
  10. Vesayet ve demokrasi - 30.06.2010
  11. Huzursuz bir yazı... - 23.06.2010
  12. Dağdaki Kürtler, ovadaki Kürtler - 16.06.2010
  13. Kürtler, vicdan ve şehadete dair birkaç söz - 09.06.2010
  14. ‘Türkiye’nin Asker Sorunu’ - 02.06.2010
  15. ‘Bizim kadar siz de biliyorsunuz’ - 26.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Ceylan, Uğur, Mizgin, Xezal, İbrahim ve diğerleri - Orhan Miroğlu
03.09.2010 06:08:38