1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:08
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN 12.12.2009
Nabi Yağcı
Zamana ihtiyacımız var
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Nabi Yağcı - Zamana ihtiyacımız var Nabi Yağcı - Zamana ihtiyacımız var Nabi Yağcı - Zamana ihtiyacımız var Nabi Yağcı - Zamana ihtiyacımız var Nabi Yağcı - Zamana ihtiyacımız var Nabi Yağcı - Zamana ihtiyacımız var Nabi Yağcı - Zamana ihtiyacımız var Nabi Yağcı - Zamana ihtiyacımız var
Nabi Yağcı köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Yazımı bitirirken PKK’nın, Reşadiye saldırısını üstlendiği haberi ajanslara düştü. DTP hakkında Anayasa Mahkemesi kararı beklenirken yapılan bu insanlık dışı pusunun ve PKK’nın bu katliamı üstlenme zamanlamasının anlamı çok açık.

Barışı vurmak.

Böylece demokratik açılımla manevra alanları daralan her iki tarafın kanla beslenen şahinleri oyun alanlarını genişletmiş, barış isteyenlerin eli ise zayıflamış olacak. Eğer içeride CHP ve MHP gibi, Kürtlere karşı şiddet politikasını savunanlar olmasaydı Reşadiye saldırısı yirmi beş yıldır yapılan saldırılardan farklı bir anlam taşımazdı. Oysa bugün, açılım ortamında PKK tarafından üstlenildiği açıklanan bu pusunun çok stratejik anlamı var.

İlk ve yakın hedef DTP.

DTP’nin kapatılmasını sağlayarak Kürtler içinde silahlı mücadeleye, şiddete karşı olanları pasifize etmek. Hükümetin açılım yönünde atacağı adımların önünü keserek veya reformları minimalize ederek Kürtlerin sorunun çözüleceğine dair inançlarını zayıflatmak, umutlarını bitirmek. Böylece anlaşılabilir ki, kurulan insanlık dışı pusu yalnız barışa karşı değildi.

Demokrasiye kurulmuş bir pusuydu.

İkinci yakın hedef, Türk-Kürt vatandaş çatışmasının fitilini ateşlemektir. DTP’nin tasfiyesi ile bütün Kürtlerin terörist olarak algılanmasına karşı duracak hiçbir ses kalmayacak. Savaş yeniden başladı havası ile yeni sokak saldırılarının da önü açılacak.

Bu pusu aynı zamanda AK Parti hükümetine karşı kurulmuş bir pusudur.

AK Parti için açılacak muhtemel bir kapatma davası için böylece yeni argümanlar üretilmiş olacak.

Başka şeyler de söylenebilir ama hepsinden daha önemlisi ne yapılacağına dairdir.

Tam da şimdi “Barış Açılımı” için daha gür biçimde ses yükseltmek gerekli.


Yukarıda sıraladığım faktörlerin hepsi barış amacı için tersine döndürülebilir olan çok güçlü nedenlerdir. Şimdi, her iki tarafın şahinlerinin ne yapmak istedikleri çok açık hale gelmiştir. Bu nedenle savaş yanlısı şahinlerin manevra alanını daraltmanın koşulları daha fazladır.

“DTP kapatılmamalıdır” talebi bu koşullarda daha da önem kazandı.

Kimileri, DTP kapatılmasın diyenlere “yargıdan siyasi karar bekliyorsunuz” diyorlar. Türkiye’yi hiç tanımayan, geçmişini, bugününü hiç bilmeyen bir yabancı bunu söylese anlayabiliriz ama neyin ne olduğunu cin gibi bilenler bunu söyleyince bu sözler laf kıtlığında da asma yaprağı budama oluyor.

Yüksek yargıdan, bu ülkede insanlarımızın, askerlerimizin, gençlerin ölmemesini gözeterek iç barışı kollayıcı tutum almalarını istemek, bunu beklemek yargıya siyasi müdahale mi demektir? Bu özeni gösteren bir yargı kararını “siyasi” diyerek eleştirmek doğru olur mu? Vicdani kanaat nerede kaldı? Laiklik savunuculuğundan hareketle “Çağdaş Türkiye” hedefini dilinden düşürmeyen yüksek yargı mensuplarına, “DTP’yi kapatıp partiler mezarlığına bir mezar taşı daha dikerek, dünya önünde ülkemizi rezil etmeyin” demek yargıya meşru olmayan bir müdahalede bulunmak mı demektir?

Ve nihayet Kürt sorunu TBMM’de genel görüşmeye açılarak tartışılmış ve böylece bu sorunun varlığı meşruiyet kazanmıştır. Yani bir yanda Kürt sorununun çözümü için bir siyasi irade vardır, çözüm isteği resmî bir politika haline gelmiştir ama öte yandan savaş koşulları henüz ortadan kaldırılabilmiş değildir. Bu koşullarda DTP yöneticilerinin yalnızca açıklamalarına bakarak karar vermek adalet duygusunu örseler. Örneğin bir kişinin “Dağa çıkarız” sözü bir kapatma karinesi sayılabilecekse MHP lideri Bahçeli de aynı sözü söylemiştir.

Başka ülkelerden parti kapatmalarına dair örnekler veriliyor. Batasuna örneği gibi. Fakat o ülkedeki siyasi gelişmelerin bütününü inceleyip verilen kararları o gelişmelerin bütünlüğü içine koyarak değerlendirmek gerekir, yoksa yalnızca karar ve gerekçelerine bakmak doğru bir hukuki inceleme yapmış olmak anlamına gelmez. Bu ülkelerde uzun barış görüşmeleri olmuş ve taraflar soğukkanlı muhakeme yapacak zamanı bulabilmişlerdir. Oysa bizde her şey çok daha yeni, daha her şeyin başındayız.

Bizim ülke olarak, toplum olarak sorun çözme deneyimimiz hiç yok. İlk kez üstelik Kürt sorunu gibi en zorlu, elini uzatanın elini yaktığı, o nedenle iktidarların hep uzak durduğu bir sorunu çözmeye çalışıyoruz. Bugün de muhalefet aynı şeyi söylüyor, iktidara, “dokunma yanarsın” diyor. Çözüm hiç kolay değil, kolay olmadığını her gün yaşayarak görüyoruz. Bir çocuğun ateşin yakıcı olduğunu deneyerek öğrenmesi gibi elimiz yana yana öğreniyoruz.

Zamana ihtiyacımız var.

 

Diğer Nabi Yağcı Makaleleri:
  1. Fötr ve kasket - 02.09.2010
  2. Tarihe karşı adil olabilmek - 30.08.2010
  3. Korkuları yaratıcı etkinlikle yenmek - 28.08.2010
  4. Taktik savaşları - 26.08.2010
  5. Kürt halkı ve PKK gerçeği - 23.08.2010
  6. Yeni bakış açısına gerek var - 21.08.2010
  7. Fırsatın kaçmaması için - 19.08.2010
  8. Nihayet... - 16.08.2010
  9. Garip ama doğurgan çelişki - 14.08.2010
  10. Şeytan ayrıntılarda oturur - 12.08.2010
  11. Sivil müdahale - 09.08.2010
  12. Neler oluyor - 07.08.2010
  13. ‘YAŞ’ta teamüllere uyulsun’muş - 05.08.2010
  14. Basit karmaşıktır ama yine de basittir - 02.08.2010
  15. Esas mesele bataklığı kurutmak - 31.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Zamana ihtiyacımız var - Nabi Yağcı
03.09.2010 06:08:52