1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:36
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ 24.11.2009
Murat Belge
Böyle devlet, böyle toplum
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Murat Belge - Böyle devlet, böyle toplum Murat Belge - Böyle devlet, böyle toplum Murat Belge - Böyle devlet, böyle toplum Murat Belge - Böyle devlet, böyle toplum Murat Belge - Böyle devlet, böyle toplum Murat Belge - Böyle devlet, böyle toplum Murat Belge - Böyle devlet, böyle toplum Murat Belge - Böyle devlet, böyle toplum
Murat Belge köşe yazılarını web sitenize ekleyin
“Demokratik Açılım” girişimi, şimdiye kadar üstü örtülü duran bir gerçekliği görünür kılmaya başladı. Bunu şöyle özetlemeye çalışayım: Güneydoğu’daki savaşın “resmî” tarafları Türkiye Cumhuriyeti devleti ile PKK idi. Yıllardır bu ana çizgileriyle böyle devam etti. Türkiye toplumunda kitlelerin pek çok konuda meydanı “resmî” güce bırakmak ve kendisine edilgen seyirci rolünü seçmek gibi kökleşmiş bir alışkanlığı olduğunu biliriz. Bu konuda da durum genel olarak böyleydi ama durum herkesi bir yerinden yakaladığı için halkın da olaylara büsbütün kayıtsız kalması düşünülemezdi. Başka hiçbir şey olmasa, hayatını kaybedenlerin yarattığı etki yeter. Dolayısıyla, gerilim, azar azar da olsa, topluma yayılma eğilimi gösteriyordu. Bu yayılmanın orada burada patlak veren sonuçlarının büyük çoğunluğundan haberimiz olmadığı kanısındayım. Çünkü bunlar medyaya yansımıyor ya da medya bunları yansıtmak istemiyordu. Ancak çok yakınınızda bu olay geçmişse, siz de bundan haberdar oluyordunuz. Örneğin Ege’de bir köyde yazlık sahibi olmak isteyenler usta duvarcı ararken, Bitlis’ten gelmiş Kürtler de iş almaya çalışıyor. Bunun üstüne onları rakip görenler (Egeliler) gidip Jandarmaya bu adamların PKK’lı olduğunu, aralarındaki konuşmalardan bu sonucu çıkardıklarını anlatıyorlar. Adamlara sopa çekiliyor, orada barınamıyorlar, duvarcılık rekabeti bitiyor. İhbarı yapanın derdi “çıkar”; “vatan-millet” meselesiyle uzun boylu ilgisi yok. Ama bu işler genellikle böyledir. Genel, kamusal sorunla herkes kendi özel çıkarı vb. kanalıyla ilişki kurar, soruna o noktadan eklemlenir.

Ama şu da var: bu gerilimin sürüp gittiği bunca yıl boyunca Türkiye’de onunla ilgili tek bir ses çıktı. Böyle bir çatışmanın bu kadar uzayıp gittiği ortamda, en azından iki farklı bakış açısı olmalı. Ama bizim siyasî kültürümüz “bir” rakamını çok sever, “iki”den hoşlanmaz. Onun için ikinci bir sesin mümkün olduğunu, ancak belirli bir bilince varmış olanlar düşündüler. Bu bilince varanlarsa zaten devletin gözünde “makbul” değildi. Sonuç olarak, toplum, milyonlar, devletten, devlet medyası yoluyla yayılan tamamen tek-yanlı propagandayı dinledi, bununla doldu ve bilendikçe bilendi.

“Bölünme” korkusu yaşayan bir toplumun yöneticileri, sınır ötesi bir düşman için kullanacakları propagandist dili, zaman için barışıp anlaşarak birlikte yaşamaya devam etmeyi umdukları “yurttaşları” için kullanırlar mı? Kullanırlarsa ne olur? İşte, resimde görülen şey olur. En son İzmir’de olan, ama son zamanlarda her gün, her yerde tekrarlanan nefret ve düşmanlık gösterilerinden biri. İzmir ahalisinin bir kısmı, AKP ve “İslâmcı Türkiye” korkularıyla milliyetçilik kampına koşmuştu. Ardından Kürt sorunu ön plana çıkınca, seçtiği kampın dili ve mantığıyla bununla da mücadele ediyor. Ama Kürt göçü burada yoğun olduğu için (geldiklerine kızıp niçin geldiklerini merak etmemek gibi bir “ilerici” ve “çağdaş” tavırla) başka yerlerden önce İzmir’de “Kürt kadınını gündeliğe çağırmayın”, “Kürt manavdan alışveriş etmeyin” kampanyaları başlamıştı.

Yani, şimdi her şeyden sorumlu görünen “resmiyet” düzeyinde, farklı bakışla gelen hükümet, “gelin, barışalım” deyince, malûm ideolojinin etkili olduğu yerlerde savaş naraları “sivil” toplumdan yükselmeye başladı. Böyle olması, bu ülkede insanlara verdiğimiz eğitimin niteliğiyle sıkı sıkıya bağlı. Savaşmayı bilen ama barışmayı bilmeyen ve beceremeyen bir toplum yaratmışız.

Bu durumu genelleştirmek ve bütün toplumun böyle duyup böyle düşündüğünü söylemek doğru değil. Ama devletin insanların beyninin içine nüfuz etmesini kolaylaştıran iki temel kurum var: birincisi eğitim aygıtı, ikincisi de medya. Bunların ikisi de özellikle 12 Eylül’den bu yana uhdelerine tevdi edilen yüce “millî görev”i olduğu gibi kabul ettiler ve canla başla yerine getirmekteler.

Sonuçlar da ortada. Bu olayların aktörleri eğitimsiz “cahil” yığınlar değil. Böyle olmak üzere eğitilenler.

 

Diğer Murat Belge Makaleleri:
  1. Kısa bir Kıbrıs ziyareti - 31.08.2010
  2. Bolu üstünden Ankara - 29.08.2010
  3. Neyin ‘boykot’u - 28.08.2010
  4. Referandum öncesinde - 27.08.2010
  5. Diaspora ve ‘Tapınak Bekçileri’ - 24.08.2010
  6. Bir ‘müzik gecesi’ - 22.08.2010
  7. Öğretmenliğin yılan hikâyesi - 21.08.2010
  8. Öğretmenlik hikâyesi - 20.08.2010
  9. Hasankeyf - 17.08.2010
  10. Barışın yolu yordamı - 15.08.2010
  11. “Devletle çözelim” formülü - 14.08.2010
  12. Kürt sorununda son durum - 13.08.2010
  13. Kesinlik ve şüphe dengesi - 10.08.2010
  14. Kooptasyon’un bitişi - 08.08.2010
  15. Yeniden ‘Seçim/kooptasyon’ konusu - 07.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Böyle devlet, böyle toplum - Murat Belge
03.09.2010 05:36:27