Reklam | Künye | İletişim 22 Mart 2010 Pazartesi 16:11
Haber Ara :
taraf
WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR!
Taraf.com.tr ile ilgili görüş ve düşüncelerinizi
bize iletmek için tıklayın.
ÜYE GİRİŞİ

Üye OL | Şifre Hatırlat
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor     Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim i Yazı Dizis Her Taraf Yazarlar
ahmet_altan KUM SAATİ 25.11.2009
Ahmet Altan
Kafesteki medya
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Medyadaki bazı kalemler huzursuzlanmaya başlayarak, “Kafes haberini ister veririm ister vermem, sana ne” demeye başladılar.

O kadar basit olduğunu sanmıyorum.

Çünkü cevabını bulmamız gereken temel bir soru var.

Türkiye’deki darbelerde ve cuntacılık faaliyetlerinde “medyanın” rolü ne?

Bu sorunun cevabını bulmak, Türkiye’nin kilidini çözmek anlamına gelecek.

Medya darbelere yardım etti mi, etmedi mi?

Darbeciler medyadan destek gördü mü, görmedi mi?

Medyanın desteği olmasaydı 28 Şubat olur muydu?

28 Şubat döneminde Taraf gibi bir gazete olsaydı, cuntacılar 28 Şubat’ı gerçekleştirebilirler miydi?

Eğer o günlerde Taraf gibi bir gazete olsaydı Aczmendiler, Fadime Şahin, andıçlar meselesi derinliğine incelenir miydi, incelenmez miydi?

Darbecilerin, cuntacıların medyayla ilişkileri neler?

Medya, darbecilerle cuntacılara ait bazı gerçekleri saklıyor mu?

Şimdi, o korkunç Kafes planının birçok gazetenin görmezden gelişine bir de bu soruların ışığında bakmak gerek.

Medyanın hangi haberleri yayınlayıp yayınlamadığı, bütün ülkenin kaderini belirliyor.

Eğer gazeteler, cuntacılara ait haberleri saklıyor ve “cuntacıların” istediği haberleri büyütüyorsa, “medyanın” bu ülkenin en büyük sorunlarından biri olduğu ortaya çıkar.

Eğer bu ülkede darbelerin ve cuntaların üstüne gitmek, onları hayatımızdan çıkarmak istiyorsak, projektörleri önce medyanın üstüne çevirmeliyiz.

Medyanın desteğine güvenmeden hiç kimse cunta kuramaz, darbe hazırlığı yapamaz.

O darbelerin alt yapısını medya hazırlıyor çünkü, cuntaların ayak izlerini de gene aynı medya siliyor.

Kafes planındaki sessizlikleriyle bence çok kötü yakalandılar.

Bir gazete değil, iki gazete değil, üç gazete değil... Bunların hepsinin yöneticileri de mi Kafes planına “inanamadı”, Kafes planında bir haber değeri görmedi?

Bütün ülkeyi altüst edecek, çocukları öldürecek bir cuntadan bahsediyoruz.

O cuntanın üyeleri olduğu söylenen insanlar hâlâ görevde.

Dünyanın hangi ülkesinde televizyonlarla gazeteler bunu görmezden gelebilir?

Poyrazköy’den çıkan “silahları” nasıl izah edeceksiniz, Koç Müzesi’nde bulunan bomba için ne diyeceksiniz?

Biz gazeteci olarak bunlar ilginizi çekmiyor mu?

Bütün dünyadaki gazetelerin ve gazetecilerin ilgisini çekecek bir haber Türkiye’de bazı gazetelerin “ortak ilgisizliği” ile karşılanıyorsa bunun nedenini merak etmek bu ülkede yaşayan herkesin hakkıdır.

Kafes planı, bir cinayet ya da yolsuzluk haberi değil, bütün ülkenin geleceğini karartmayı, katliamlar gerçekleştirmeyi amaçlayan, bunun için silahlar hazırlayan, hazırladığı silahların önemli kısmı yakalanan bir cuntanın operasyon planı bu.

O cuntanın planında adı geçen insanlar hâlâ görevde.

Üstelik daha da beteri, o cuntaya ait olduğu söylenen silahlar bulunduğunda Genelkurmay Başkanı bir açıklama yaparak bu silahları “boru” diye niteleyip ve bunların TSK’ya ait olmadığını söylemişti.

O “boruların” orduya ait olduğu bir hafta içinde anlaşıldı.

Genelkurmay Başkanı’nın bilerek yalan söylediğini sanmıyorum, demek ki Genelkurmay Başkanı’nı bile kandırabilecek, ona yalan söyletebilecek bir güçten bahsediyoruz.

Böyle bir güç medyanın ilgisini çekmez mi?

“Sessiz medyanın” içindeki dürüst kalemler de yazılar yazıyorlar, kendi mesleki namuslarının gereğini yerine getiriyorlar, bu planla ilgilenilmesi gerektiğini söylüyorlar.

Medyanın bu “işlerdeki” rolünü açıkça görmeliyiz.

Bu işin “manivelası” medya.

Bütün televizyonları ve gazeteleriyle bu medyanın verdiği ve vermediği haberlere bakın.

Dünyanın bütün ülkelerinde haber olacak “haberleri” vermeyen gazetelerle televizyonlar varsa onlardan şüphe edin.

Onlara hep birlikte “cunta haberlerini neden saklıyorsunuz” diye de sorun.

Hrant Dink’i “birkaç varoş çocuğunun öldürdüğüne”, Danıştay cinayetini bir “dincinin” işlediğine o kadar çabuk ve o kadar rahat inanıyorlar da, iş, üstelik de belgeleriyle ortaya çıkan bir “cuntaya” gelince “inanmakta” neden böyle büyük bir zorluk çekiyorlar?

Bu medya, televizyonları ve gazeteleriyle gerçekleri halkından gizliyor.

Medyanın dürüst insanları bu oyunu bozacak, bu oyun bozulduğunda bu ülkede cuntacılık bitecek, buna emin olun.

Medya dürüst ve demokrat olduğunda, kimse “faili meçhullerle” adam öldüremez, devletin içinde gizli çeteler kuramaz, hukuku çiğneyemez, cunta kuramaz.

Medyanın “suç ortaklığını” üstlenmediği bir ülke “temiz” bir ülke olur.

O “temizliği” istemek de bizim en doğal hakkımız.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Türkiye’nin çıkarları - 21.03.2010
  2. Başbakan - 20.03.2010
  3. Müslümanlık ve milliyetçilik - 19.03.2010
  4. Benim memleketim... - 18.03.2010
  5. Yalancılık - 17.03.2010
  6. İyi çocuklar bitmiyor - 16.03.2010
  7. Bir deli aranıyor - 14.03.2010
  8. Acemi AKP - 13.03.2010
  9. Biz de onları öldürelim Turhan Bey - 12.03.2010
  10. Taş ve ayna - 11.03.2010
  11. Yalanlar - 10.03.2010
  12. İmparatorluk ve insan - 09.03.2010
  13. Nefret, Futbol ve Yargı... - 07.03.2010
  14. Soykırım - 06.03.2010
  15. Kriz - 05.03.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  ‘Resmî Nevruz’ bu yıl da olaysız geçti
  Diyarbakır’da karanfil açılımı
  Apo da gelse Kürt sorununu çözemez
  Manşet manşet şuç işliyor
  Her diyarda bayram vardı
  Reform trafiği başlıyor
  Balyoz’da üç tahliye
  Ölümü en çok gençler seçiyor
  Su gibi aziz olamamak
  ‘İkinci Durak’: Suçum yok
  İşadamı vekilin üzerine yürüdü
  Türkiye Darfur’daki barış sürecinde aktif rol alacak
  Colman Cimbom’u seviyoo
  Kadıköy’de yargıya müdahale edildi
  Trabzon’da santra öncesi sönüktü

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel- 22.03.2010
Türkler, bir gece düşünsünler
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar- 22.03.2010
IMF Yunanistan’ı niye kurtaramaz
Markar Esayan ARADA
Markar Esayan- 22.03.2010
Ermenileri kim yarattı
Nabi Yağcı NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı- 22.03.2010
Günahlar ve sevaplar
Ümit İzmen ÖTE TARAFTAN
Ümit İzmen- 22.03.2010
Sefalet endeksi ve siyaset
Cihan Aktaş SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş- 22.03.2010
Konuşan Kayseri
Demiray Oral VAZİYET
Demiray Oral- 22.03.2010
Rüyalarım hayrolsun
Önder Aytaç APOLETİKA
Önder Aytaç- 22.03.2010
Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’sinden kesitler
Ayhan Aktar İLGİNÇ ZAMANLAR
Ayhan Aktar- 22.03.2010
Yüzbaşı Torosyan’ın hikâyesi...
Cem Sey UZAK BATI
Cem Sey- 22.03.2010
AB’nin kavşağı
Namık Çınar GEÇ KALMIŞ YAZILAR
Namık Çınar- 22.03.2010
TSK’ya ‘muhtıra’
Cahit Koytak YOKSULLAR VE SİVİLLER İÇİN TEZLER
Cahit Koytak- 22.03.2010
Tempolu Yürüyüş
Telesiyej TELESİYEJ
Telesiyej- 22.03.2010
Sevilen diziler, izlenmiyor gerekçesiyle bitiriliyor
Erdem Özgür SARDUNYA
Erdem Özgür- 22.03.2010
İstihdam teşvikleri ve püf noktaları
Bülent Şirin
Bülent Şirin- 22.03.2010
Kaleci ve orta saha
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS