1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:51
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Leyla İpekçi SAATLER 13.11.2009
Leyla İpekçi
Dersim katliamı ve CHP’nin vicdanı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Leyla İpekçi - Dersim katliamı ve CHP’nin vicdanı Leyla İpekçi - Dersim katliamı ve CHP’nin vicdanı Leyla İpekçi - Dersim katliamı ve CHP’nin vicdanı Leyla İpekçi - Dersim katliamı ve CHP’nin vicdanı Leyla İpekçi - Dersim katliamı ve CHP’nin vicdanı Leyla İpekçi - Dersim katliamı ve CHP’nin vicdanı Leyla İpekçi - Dersim katliamı ve CHP’nin vicdanı Leyla İpekçi - Dersim katliamı ve CHP’nin vicdanı
Leyla İpekçi köşe yazılarını web sitenize ekleyin
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Meclis’teki açılım görüşmelerinde hükümetin “analar ağlamasın” diyerek başlattığı barış çabalarını eleştirirken: “Şeyh Sait isyanında analar ağlamadı mı, Dersim isyanında analar ağlamadı mı” diye sormuş.

1937’de asayiş sorununu ve itaatsizliği öne sürerek binlerce kişinin katledilmesini bugünkü PKK ile mücadeleye örnek olarak gösteren Öymen’e Alevi kesimden büyük tepki geldi, geliyor. Bu elbette yalnız Alevileri, Kürtleri değil, bütün Türkiyelileri, insanlığı ilgilendiren bir mesele.

Acıları yarıştırmanın bedelini bugüne dek zulme uğramış herkes kuşaklar boyunca ödedi, ödüyor. Buna Öymen’in kan dökenlerle özdeşleşmemizi ima eden sözlerinin acı bedelini de ekleyin.

Öymen’in sözlerinin zulmü meşrulaştırmaktan, nefret suçunu teşvik etmeye dek sayısız sakıncası var. Ama bu sözlerde asıl, devletin içindeki birtakım karanlık örgütlerin bugüne dek izlediği çatıştırmacı ‘örtük siyaset’in tam karşılığı olarak Çorum, Maraş, Malatya, Sivas katliamları asılı duruyor. Gazi olayları duruyor. Pıhtılaşmayan acılarıyla.

Daha önce Madımak katliamı üzerine yazdığım bir yazıdan sonra, Hollanda’dan bir Kürt okurum bana Necip Fazıl Kısakürek’in Doğu Faciası adlı yazısını yollamıştı. Çok kısa bir bölümünü paylaşalım. Öymen’e “Dersim’de evlatları için ağlayan kaç ana hayatta kalabilmişti acaba” diye sormak bile yeterli olacaktır sanırım:

“Elazığ Ortaokulunda okuyan iki çocuk... Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat’a geliyorlar ve facianın tam üstüne düşüyorlar. Hozat yakınlarındaki köylerine geldikleri zaman babaları Yusuf Cemil’in öldürtülmüş olduğunu öğreniyorlar ve ağlamaya başlıyorlar. Onlara şu karşılık veriliyor: Sizi de onun yanına götüreceğiz!

Çocuklar odadan sürükletilerek çıkartılıyor ve jandarma muhafazasında gittikleri yolda süngületiliyorlar. Böylece babalarının yanına gönderilmişlerdir.

Her evi ayrı ayrı tutuşturulduktan sonra dört bir etrafı ayrıca çalı çırpı içine alınıp alev alev yakılan bir köyden, deli gibi bir adam çıkıp, çalı yığınları gerisinde manzarayı seyredenlere doğru ilerliyor ve haykırıyor: Durun, ben köy ahalisinden değilim! Muallimim! Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!

Fakat sözüne mukabele, bir kalasla itilerek alevler içine atılması oluyor. Adam, evvela göğsünün kılları tutuşarak alev alev yanarken, çalı yığınları gerisinde amir, zevk ve istihza ile sigarasını içmektedir. (Bu vak’a, bana, 1944 yılında, Eğridir’de askerliğimi yaparken, resmi şahıslar huzurunda, yanan adama karşı sigarasını zevkle içtiğini söyleyen amirden bizzat dinleyenlerce anlatılmıştır.)

Yusuf Cemil’in köyünden 200 kadın ve çocuk öldürtülmüş ve bunların cesetleri buğday sapları üzerinde yakılmıştır. Öldürülenler arasında, Elazığ’da askerliğini yapan ve o sırada izinli olarak köyünde bulunan Rüstem adında biri de vardır. Bu zavallı, mezun olduğunu ve isterlerse hüvviyet ve izin kâğıdını da gösterebileceğini söylediği halde derdini dinletemiyor ve dört çocuğu ile seksenlik anası arasında, onlarla beraber kurşunlanıyor...

Dolantanır köyünden Veli isminde bir genç, Elazığ Muallim Mektebinde okuduktan sonra öğretmen olarak Trakya’ya gönderilmiş, orada evlenmiş, üç çocuk sahibi olmuş ve tam da Dersim hareketi başlamak üzereyken, karısı ve çocuklarıyla, yaz tatilini geçirmek üzere köyüne gelmiştir. Genç muallimin köyü, erkekli ve kadınlı, çocuklu ve ihtiyarlı doğranırken, kendisi, karısı ve çocukları da aynı akıbete mahkûm edilmiş ve cesetleri yakılmıştır.

Mazgirt Tersemek nahiyesinin halkı doğranmakta... Merhamet sahiplerinden biri, birle on yaş arasında yirmi kadar çocuğu alıp bir derenin içine saklamıştır. Vaziyet birden haber alınıyor. Çocukların öldürülmeleri emri veriliyor.

Fakat bu emri yerine getirebilecek kimse zuhur edemiyor. En katı yürekliler bile, böyle müdafaasız masumlara silah kullanamayacaklarını söylüyorlar. Tecrübe birkaç defa akamete uğruyor ve hayli sıkıntı mevzuu oluyor... Nihayet bir dere içinde titreşe titreşe bekleyen 20 masumun işi bitiriliyor. Murat suyunun kandan kıpkızıl aktığını görenler olmuştur.

Celal Bayar’ın Başvekil ve Mareşal Fevzi Çakmak’ın Genelkurmay Başkanı bulunduğu 1938 yılında cereyan eden Dersim faciası, bütünleştirilmesini okuyucularımızın hayaline ve istikbaldeki tarihçinin kalemine bıraktığımız birkaç teferruat çizgisi halinde budur!”


TBMM Genel Kurulu’nda ‘demokratik açılıma’ karşı çıkmak adına terörle mücadele için, binlerce insanın hayatını kaybettiği, on binlercesinin sürüldüğü Dersim olaylarını örnek gösteren politikacıyı alkışlayanları tarih veya siyaset yargılamasa da vicdanlar yargılayacaktır.

 

Diğer Leyla İpekçi Makaleleri:
  1. Yine mi zamanaşımına uğrasın hak ve özgürlükler! - 31.08.2010
  2. ‘Şimdi hayır deyin, değişimi ancak biz getiririz!’ - 27.08.2010
  3. Hayır çıkarsa boykotçular neyi kaybedecek - 24.08.2010
  4. Kaldırın artık Hrant’ı o kaldırımdan - 20.08.2010
  5. Duaların dilinde buluşmak - 17.08.2010
  6. Tahrik operasyonlarına ‘münferit’ dendikçe... - 30.07.2010
  7. ‘Hayır’ın adaleti! - 27.07.2010
  8. ‘Hayır’ın adaleti! - 27.07.2010
  9. Gecenin sularında... - 23.07.2010
  10. Erivan buluşmaları - 20.07.2010
  11. Erivan izlenimleri - 16.07.2010
  12. ‘Yetmez ama evet’e karşı ‘hayır’ diyenlere... - 13.07.2010
  13. Bu ‘hayır’da nasıl bir hayır olabilir! - 09.07.2010
  14. Barışın ruhu - 06.07.2010
  15. ‘Adil hafıza’nın ilk günü! - 02.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Dersim katliamı ve CHP’nin vicdanı - Leyla İpekçi
03.09.2010 05:51:35