1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:20
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Hilâl Kaplan HASIRALTI 30.12.2009
Hilâl Kaplan
Müslümanların ‘vicdan’ları ile imtihanı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Hilâl Kaplan - Müslümanların ‘vicdan’ları ile imtihanı Hilâl Kaplan - Müslümanların ‘vicdan’ları ile imtihanı Hilâl Kaplan - Müslümanların ‘vicdan’ları ile imtihanı Hilâl Kaplan - Müslümanların ‘vicdan’ları ile imtihanı Hilâl Kaplan - Müslümanların ‘vicdan’ları ile imtihanı Hilâl Kaplan - Müslümanların ‘vicdan’ları ile imtihanı Hilâl Kaplan - Müslümanların ‘vicdan’ları ile imtihanı Hilâl Kaplan - Müslümanların ‘vicdan’ları ile imtihanı
Hilâl Kaplan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Tanzimat Fermanı ile başlayan “zorunlu askerlik” maceramız günümüzde de erkek vatandaşların hayatına müdahil olmaya devam ediyor. Zorunlu askerlik uygulamasının olduğu ülkelerde bir kişinin ahlaki, politik veya dinî görüşleri sebebiyle askere gitmeyi reddetmesine “vicdani ret” deniyor. Vicdani ret hakkı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel insani hak olarak kabul edilmesine rağmen hâlen Türkiye’de tanınmıyor. Üstelik vicdani reddini beyan edenler ve onları destekleyenlere de işkenceden para cezasına kadar türlü yıldırma metotları uygulanıyor.

Enver Aydemir, daha önceki vicdani retçilerden farklı olarak dinî inançları sebebiyle asker olmayı reddeden bir Müslüman. Malumunuz Alevilerin haklı olarak şikâyet ettikleri zorunlu din dersleri uygulamasından, başörtülü kadınların eğitim ve iş hayatından dışlanmasına kadar pek çok keyfî tasarrufu beraberinde getiren bir anlayış olan otoriter laikliğin teminatı olduklarını her seferinde vurgulayan bir ordumuz var. Enver Bey de bu otoriter laikliğin pratiklerini birebir müşahede edip dinen bu orduda askerlik yapmayı doğru bulmadığını söyleyerek vicdani reddini açıkladı.

Enver Bey’in vicdani retçi tavrından dolayı maruz kaldığı olaylar zinciri ise şöyle gerçekleşiyor: Kendisi 24 Temmuz 2007’de zorla askerlik yaptırılmak üzere evinden alınıp Bilecik Jandarma Er Eğitim Tugayı’na getiriliyor. İlk ‘içeri’ alındığında üniforma giymeyi reddediyor fakat 10 asker tarafından zor kullanılarak üniforma giydiriliyor. Ailesi Bilecik’e ziyarete geldiğinde ise annesi ve eşine başörtülerini ‘kelebek’ diye tabir edilen biçimde örtmeleri ‘emrediliyor’! Emre uyduklarında ise bu sefer de pardösülerini çıkarmaları ‘emrediliyor’! Pardösülerini çıkarmayı reddettikleri için de Enver Bey ile görüştürülmüyorlar. Enver Bey görüşebildiği babasına ağır psikolojik baskı ve linç tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu iletiyor.

Annesi ve eşinin maruz kaldığı uygulamanın ardından bu cesur Müslüman adam aşağıdaki metinle vicdani reddini kamuoyuna beyan ediyor:

“Ben Enver Aydemir, 24.07.2007 tarihinde zorla askerlik yaptırılmak üzere evimden alınarak Bilecik Jandarma Er Eğitim Tugayı’na getirildim. Burada, beni oraya getiren yetkililere, TSK Seçkinlerinin laik değerlere dayanarak dini inançlarıma karşı hasmane duygular beslediğini bu yüzden laik bir ülkede askerlik yapmayacağımı ve böyle bir düzenin asla ve asla bir neferi olmayacağımı beyan ettim.

Bilecik’te kaldığım süre içerisinde bu yaklaşımımın ne kadar doğru bir yaklaşım olduğunu, iki gün sonra beni görmeye gelen annemin ve eşimin başörtülü olması gerekçe gösterilerek nizamiye kapısından geri döndürüldüğünde daha iyi anladım. Hayattaki en önemli değeri inançları olan birisi olarak, özellikle TSK Seçkinlerinin İslami değerlere karşı gösterdiği tutumu kabul etmem mümkün değildir. Müslümanların en temel inançlarını bile bu kadar açık bir şekilde tahkir eden bir kurumda benim yer almam söz konusu olamaz. (…)”


Vicdani ret beyanını takip eden günlerde Eskişehir 1. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Cezaevi’ne konuyor. Nizamiyede yine işkence ve kötü muameleye maruz kalıyor. Hatta linç teşebbüsünde bulunuluyor. Burada da karısı ve annesi inançlarına göre giyindikleri için Enver Bey’i göremiyor.

İlerleyen günlerde Eskişehir Askerî Mahkemesi’nde yapılan ikinci duruşmada, Enver Bey mevcutsuz olarak birliğine teslim olması istenerek tahliye ediliyor. Ancak tahliyesinin ardından yılmayıp vicdani reddini sürdüreceğini açıklıyor.

Geçtiğimiz hafta ise Kabataş Vapur İskelesi’nde polis tarafından yapılan GBT incelemesi sonucunda Enver Bey ne yazık ki yine gözaltına alındı. Önce Doğancılar Karakolu’na sonra da Askerî İnzibat Karakolu’na götürüldü. Akşam vakti çıkarıldığı askerî mahkeme tarafından da tutuklanarak Maltepe Askerî Cezaevi’ne gönderildi. Burada yine üniforma giymeyi reddettiği için elbisesiz olarak soğuk bir odada tutuldu. Kendisini ziyaret eden avukatı, Enver Bey’in vücudundaki darp izlerinden dolayı işkenceye maruz kaldığına dair tutanak tuttu. Hâlen GATA Askerî Hastanesi’nde bulunan Enver Bey, maruz kaldığı bu insanlık dışı uygulamalar sebebiyle neredeyse bir haftadır açlık grevinde...

Uğradığı türlü zulme rağmen Enver Bey vicdani reddinde ısrarcı, çünkü İslâm’ın üzerinde herhangi bir değer tanımıyor. İnsanları askere aldığı andan itibaren “Her şey vatan için” diye uygun adım koşturan bir ordu için “Her şey İslâm için” diyen Enver Bey tahammül edilemez bir ‘disiplinsizlik’ örneği olsa gerek. Ancak her Türk asker değil, vatandaş doğar. Bu yüzden uluslararası hukuk çerçevesinde de bir vatandaşlık hakkı olan “vicdani ret” hakkını Türkiye artık tanımak zorunda.

İmanî bir imtihanı fevkalâde bir biçimde veren Enver Bey ile Türkiyeli Müslümanlar olarak imtihan oluyoruz. Bu minvalde askere alınma ihtimali olmayan Müslüman bir kadın olarak vicdani reddin “hak” olduğunu haykırmak adına yapabileceğim ‘delikanlılık’ bu kadar. Bakalım Müslüman erkeklerimizin ‘delikanlılığı’ ne kadar olacak...

 

Diğer Hilâl Kaplan Makaleleri:
  1. Devrimcilerin ‘hayır’lı tarafsızlığı - 01.09.2010
  2. Barışın dili, barışın önderi - 25.08.2010
  3. Evetçi Boykotçular ya da Boykotçular samimi mi - 18.08.2010
  4. Başbuğ’a veda konuşması önerisi - 11.08.2010
  5. Başka bir PKK mümkün - 04.08.2010
  6. Solcu ve Müslüman - 28.07.2010
  7. Başbakan’a bir mesaj, bir soru - 21.07.2010
  8. Boykotçuların tavrı üzerine - 14.07.2010
  9. Öfkeyle bağış arasında - 07.07.2010
  10. ‘Her şey kapkara Barış’ - 30.06.2010
  11. ‘Nasılsanız, öyle yönetilirsiniz’ - 23.06.2010
  12. Antisemitizm İslâm’dan mıdır - 16.06.2010
  13. İki devletli çözüm hayali - 09.06.2010
  14. Sıramızı bekliyoruz - 02.06.2010
  15. Amerika’yı yeniden keşfetmek - 26.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Müslümanların ‘vicdan’ları ile imtihanı - Hilâl Kaplan
03.09.2010 05:20:09