1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 16 Mayıs 2012 Çarşamba 19:30
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  

Huzur içinde bir 24 Nisan - Taraf - 24.04.2011

Huzur içinde bir 24 Nisan   TANER AKÇAM * /

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Çocukluğumda bir şarkı mı vardı, söylerdik: “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan” diye? 24 Nisan’ı ulusça huzur içinde geçiriyor olmamız bana bu sözleri hatırlattı. Allaha şükürler olsun, bu sene ne yabancı bir ülke parlamentosunda oylama ne de başka bir dış baskı... Sadece Dışişleri Bakanlığımızın diplomatları değil, ulusça huzur içinde olduğumuz çok açık. Sahi, Parlamento oylamaları veya benzeri dış baskılar olunca niye huzurumuz kaçıyor? Niye, (solcusu, sağcısı, milliyetçisi, Alevisi, Laiki, İslamcısı) ulusça, her birimiz kendi dilimize uygun farklı tanımladığımız ötekinin, “Emperyalistlerin”, “Hristiyan Batının”, “Türk düşmanlarının” bize bir şeyleri hatırlatmasına bu denli kızıyor ve öfke duyuyoruz?

1991 yılından beri konuyla doğrudan uğraşan bir insan olarak bu sorunun cevabını aradım hep. 2005 yılında yaptığı bir konferansın kitabını 2011’de zar zor yayınlayabilen, ne yapar ne ederim de soykırım kelimesini kullanmam düşüncesiyle, bin bir dereden su getiren sevgili dostlarıma da hep bu soruyu sordum. Nedir bu yirmi birinci yüzyılda dile getirilen “iç dinamik - dış dinamik” argümanları; “işimize karışmayın” akıl vermeleri? Karışmayınca huzur içinde oluyoruz, karışırlarsa huzurumuz kaçıyor, ondan mı? Öfkelenmemizin nedeni istemediğimiz bir şeyin bize hatırlatılması mı? Bir çıplaklık, bir suç üstü yakalanmışlık duygusu mu? Halbuki bıraksalar bizi bizle... ne güzel, huzur içinde geçiririz her 24 Nisan’ı, öyle değil mi?

 

Suçlu bulunma ve/veya ayıplanma korkusu

24 Nisan’ı bize hatırlatanlara kızmamız ve öfke duymamızın bir nedeni suçlu bulunmak ve bundan dolayı utanç duymanın yarattığı korku duygusudur, diyebilir miyiz? Sosyolog Ruth Benedict dünya yüzündeki toplumları genel olarak “suç” ve “ayıp” kültürleri olarak ikiye ayırır. Bu ayrıma göre “suç kültürleri” geçmişte yapılan yanlışlıklar üzerine konuşmaya kendilerini mecbur hissederler, “ayıp kültürleri” ise, bunun tam aksine geçmişin yanlışlıkları üzerinde konuşmayı reddeder, geçmişi suskunlukla geçiştirmeyi tercih ederler.

Acaba bizde bu değer yargılarından hangisi daha ağır basar? Araştırılması gereken ilginç bir sorudur bu. Fakat ister “suç” kültürünün ister “ayıp” kültürünün etkisinde olalım, Nazi kasaplarından Adolph Eichmann’ın sözleri bana içinde bulunduğumuz durumu en iyi anlatan sözler gibi gelir. İdamından önce, bir rahibin onu günah çıkarmaya teşvik etmek istemesi üzerine Eichmann, “olayların üzerinden bunca zaman geçtikten sonra, kalbimde şüphe tohumları yeşertmenize izni veremem” der. ‘Devlet ve Millet’ olarak benzeri bir sorunla karşı karşıyayız galiba. Bir ulusal kimlik-devlet yarattıktan 90 yıl sonra, geçmişin kabahatlerini yüklenmenin ve bunun maddi-manevi sonuçlarına katlanmanın bedeli ağır olsa gerektir. Hatırlatmaya öfkelenme ve huzursuzluğumuzun nedeni bu mu acaba? Hele de bu suçun farkına varmak, Türk ulusal kimliğine ve bunun algılanış biçimine ciddi bir darbe vuracak, hatta yıkacak bir karakterde ise... Bana öyle geliyor ki, 1915 ile yüzleşmekten kaçmamızın ve bize bunu hatırlatanlara öfke duymamızın nedeni, 1915’in devlet ve toplum olarak tarihsel dokumuzu tümüyle alt-üst edecek bir dinamizme sahip olmasıdır.

Haberin devamını okumak için tıklayın.

Share/Save/Bookmark Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült

Diğer haberler:
 
Diğer Her Taraf Haberleri:
 Kürt halkının demokratik hakları şartlara bağlanamaz
 Meşruiyetini kaybeden ulus devletler
 CHP’nin yandaş olduğu medya...
 Karmaşıklaşan dünyamız
 İpek şalı çekip utancı açığa çıkarmak...
 Nostaljilere, önyargılara dokunmak
 Muhafazakâr hegemonya: Nereye kadar
 Zer ile zor arasında

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 16.05.2012
Pardayanlar
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 16.05.2012
Tertip için iki olasılık : (1) içerden provokasyon
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 16.05.2012
Arınç sahip çıkıyor, medya nerede
AÇILIM
Emre Uslu - 16.05.2012
Bu da PKK’nın yeni stratejisi...
MEO VOTO
Mithat Sancar - 16.05.2012
Medeniyet kaybından toplumsal çözülmeye
SOLDUYU
Roni Margulies - 16.05.2012
Minibüsçüler, Atatürk ve AK Parti
TELESİYEJ
Telesiyej - 16.05.2012
Cem Özer çıktı meydane, sözleri birbirinden merdane!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 16.05.2012
Fanatizm değil, kimlik sorunu
KOZMİK KÖŞE
Mehmet Baransu - 16.05.2012
Güle güle Demirören...
SAĞLI SOLLU
Gürbüz Özaltınlı - 16.05.2012
Kültür savaşları
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 16.05.2012
Avrupa endişesi gittikçe artıyor
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 16.05.2012
Kültür popüler ise, demokrasi topaldır totemi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 16.05.2012
Behzat Ç. göreve!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 16.05.2012
Terörist travesti...
ŞARZÖR
Ayça Şen - 16.05.2012
Güneş balçıkla sıvandı
SARHOŞ SAYDAMLIK
Solmaz Kamuran - 16.05.2012
Şarabın ve yazının gizemi
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Haber: Huzur içinde bir 24 Nisan
16.05.2012 19:30:07