TARAF GAZETESI
 

Gitmek ve görmek gerek

Taraf/RANA ŞENOL - Istanbul - 14.11.2008
 
Yazı boyutunu küçült Yazı boyutunu büyült Bu haberi yorumla Arkadaşına gönder Yazdır  

Gitmek bir Türk’le Kürt arasında yaşanan bu aşkın nasıl doğduğunu değil de, Irak Savaşı’nın başlamasıyla sevgilisi için çok endişelenen ve onu görebilmek adına kilometreleri aşarak savaş olan bir ülkeye gitmeye uğraşan, seven bir kadını anlatıyor. Bir çeşit yol filmi Gitmek. Irak Savaşı’na sadece fonda yer verirken bile bu savaş üzerine yapılmış en iyi film belki de...

Hüseyin Karabey ve Ayça Damgacı’yla birlikte 23 nisan - 4 mayıs tarihleri arasında New York’ta düzenlenen, aynı zamanda ABD’nin en önemli film festivallerinden biri olan Tribeca Film Festivali’nde söyleşi için kamera önüne oturttuğumda; Karabey, Tribeca’da ödül alan ikinci Türkiyeli olmuştu. New York’a gelmeden önce, Ayça Damgacı Gitmek’teki rolüyle İstanbul Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu seçilmişti. Ardından Hüseyin Karabey Konulu Film dalında Tribeca’nın en prestijli ödülü olan En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanınca, filmi görüp sevmiş insanlar olarak hepimiz çok sevindik.
Film değişik festivallere davet edildikçe, bu ödüllere yenileri eklendi. Gösterildiği her yerde adından övgüyle söz ettiren filminin konusu aslında Ayça Damgacı’nın yaşadığı bir hikâye. Damgacı yaklaşık 10 yıldan beri tiyatroyla uğraşan biri. Sekiz yıl boyunca Mahir Günşiray’ın tiyatrosunda çalışmış. En son Bilsak Tiyatro Atölyesi ve Garajİstanbul’da iki oyunda seyircilerin karşısına çıkmış. Gitmek filmine konu olan aşk, Saddam’ın yok ettiği bir Kürt köyünün hikâyesini anlatan Sarı Günler isimli filmin setinde başlamış. 
Irak Kürdü Hama Ali, Sarı Günler filminde Ayça’nın rol arkadaşı. Filmin çekimleri sırasında birbirlerine âşık olurlar. Çiftin ilişkisi, Ayça İstanbul’a, Hama Ali’yse Irak’a döndükten sonra bile sürer. Hama Ali Ayça’ya video-mektuplar yollamaktadır -ta ki Amerika Irak’ı bombalamaya başlayıncaya kadar. 
Gitmek bir Türk’le Kürt arasında yaşanan bu aşkın nasıl doğduğunu değil de, Irak Savaşı’nın başlamasıyla sevgilisi için çok endişelenen ve onu görebilmek adına kilometreleri aşarak savaş olan bir ülkeye gitmeye uğraşan, seven bir kadını anlatıyor. Bir çeşit yol filmi Gitmek. Irak Savaşı’na sadece fonda yer verirken bile bu savaş üzerine yapılmış en iyi film belki de. 
Son birkaç yıldır Irak Savaşı’nı konu alan hayli film yapıldı dünyada. Ama bunların çoğu, Gitmek’ten farklı olarak, birbirine benzer hikâyelere, savaştan kaçmaya çalışan insanların dramına değinen klişe filmlerdi. Hüseyin Karabey ve Ayça Damgacı, senaryosunu birlikte yazdıkları bu filmde, tam tersi bir yolculuğu anlatıyorlar. Sevgilisini görebilmek için savaş olan yere ulaşmaya çalışan, bir kadının mücadelesini. Belki de filmin bu kadar başarılı olmasının sebebi bu. İzlerken, Ayça Damgacı’nın sınırları hiçe sayan kocaman yüreğine, insanlığına, cesaretine, tüm bunların ötesinde oyunculuğuna ve Hüseyin Karabey’in bakış açısına hayranlık duymamak elde değil.
Kalıpları zorlayan bir film Gitmek. Belgeselle kurmaca film arasında gidip gelirken, Ayça’nın yaşadıklarına, çevresine ve otoritelere karşı verdiği mücadeleye tanık oluyor, savaşın haber bülteni maskesinden sıyrılmış gerçek yüzünü, insan boyutunu hissediyoruz yüreğimizde. Bültenlerde sürekli duymaya alışık olduğumuz rakamlar yüzünden duyarsızlaştığımız o insanlık dramı, bu filmde hak ettiği yeri buluyor; istatistiklerin bir insan yüzü olduğunu yeniden hatırlatıyor bize. Karabey, Ayça’nın öyküsüne ince ince kendi hikâyelerini de dokumuş. Öyle ki, filmdeki yan karakterler aracılığıyla bir yandan Türkiye Kürtlerinin tarihine göndermelerde bulunurken, bir yandan da irili ufaklı her hikâyeyi, ait olduğu asıl sahibinden dinlemenin güzelliğini yaşatıyor bize. Sınır kapısında evladını bekleyen bir Kürt anayı tam da olduğu gibi, kendi güzelliği ve derinliğiyle gösteriyor bize. Yine doğuda bir Kürt şoförün yaşamıyla ilgili şikâyetlerini onun ağzından tüm doğallığıyla dinliyor; o ve onun gibileri belki de hayatımızda ilk kez, gerçekten anlıyoruz. Hele bir de yolculuk sırasında rastlanan bir düğün alayı sahnesi var ki filmde; tüm renkleri ve güzelliğiyle işliyor insanın hafızasına. Çekim sırasında tesadüfen denk gelinen bu Kürt düğününe konuk olurken, Doğu’da yaşayanların artık kanıksadığı gerçek bir anı da yakalıyor yine kamera: düğün dernek demeden varlığını hissettiren ordu, jandarma...
Yönetmenin söyleşimizde ısrarla üzerinde durduğu bir konu, Türkiye’de çekilen filmlerde Kürtlerin genelde hep Türkçeyi düzgün konuşamayan aptal insanlarmış gibi gösterildiği gerçeğiydi. O yüzden “herkes kendi hikâyelerini, kendine ait olanı anlatmalı” diyor Karabey. Kürtleri tamamen basite indirgeyerek yansıtan bir sinemanın yanlış, hatta çirkin; Kürt kimliğine yapılan büyük bir hakaret olduğunu, izlerken ve yönetmeniyle konuşurken görüyorum.

• Gitmek: Benim Marlon ve Brandom
Yönetmen:
Hüseyin Karabey
Oyuncular: Ayça Damgacı, Hama Ali Khan, Mahir Günşiray
Senaryo: Hüseyin Karabey, Ayça Damgacı
Müzik: Kemal Sahir Gürel, Hüseyin Yıldız, Erdal Güney
Türü: Dram / Politik
Süre: 93 dk

Gitmek ve görmek gerek
 



Yazarımız
- BUGÜNKÜ YAZARLAR
-
Murat Belge TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge
Ahmet Altan KUM SAATİ
Ahmet Altan
Yasemin Çongar YA DA
Yasemin Çongar
Neşe Düzel PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel
Süleyman Yaşar BU GÜN
Süleyman Yaşar
Alper Görmüş MEDYAİRONİK
Alper Görmüş
Etyen Mahçupyan KIYMIK
Etyen Mahçupyan
Gökhan Özgün MÜREKKEP
Gökhan Özgün
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ
Ayşe Hür
 
 

Telif Hakkı © 2008 Taraf Gazetesi - Tüm hakları saklıdır. Tasarım ve programlama Sawis Digital Solutions

tracker