1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:01
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Etyen Mahçupyan MÜLAYİM 01.11.2009
Etyen Mahçupyan
İdeolojik ahmaklık
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Etyen Mahçupyan - İdeolojik ahmaklık Etyen Mahçupyan - İdeolojik ahmaklık Etyen Mahçupyan - İdeolojik ahmaklık Etyen Mahçupyan - İdeolojik ahmaklık Etyen Mahçupyan - İdeolojik ahmaklık Etyen Mahçupyan - İdeolojik ahmaklık Etyen Mahçupyan - İdeolojik ahmaklık Etyen Mahçupyan - İdeolojik ahmaklık
Etyen Mahçupyan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Cemaatçi bir toplumdan hızla modern bir cumhuriyete dönüşme isteğinin sonuçlarından biri, yönetimi elde tutan kemalist kadroların bu yeni toplumu şekillendirmeye dönük gayretleriydi. Bu insanlar kendilerini modern, çağdaş ve ‘ileri’ saydıkları için enerjilerini de toplumu anlamaya değil, toplumu kendilerine benzetmeye hasrettiler. Böylece toplumun geneli ile kemalistler arasında bir bilgi kopukluğu doğdu ama bu pek de önemsenmedi. Ne de olsa bu ‘köylü’ ve ‘dinci’ bir toplumda anlamlı bir bilginin birikmiş olması düşünülemezdi. Onların sahip oldukları kadim bilgiler ve yaşama biçimleri ise zaten değişmesi gereken ilkel şeylerdi. Dolayısıyla kemalizm yönettiği toplumu bilmemeyi normal sayarken, ‘doğru’nun ne olduğunu bilmeyi yeterli gördüler ve ‘doğrunun’ modeli olarak da bizzat kendilerini aldılar. Bu durumda kendilerine benzemeyenin ‘doğru’ olmadığı açıktı, ama ortada garip bir durum da vardı, çünkü model aldıkları Batı birçok yönden kendilerine benzemiyordu. Ancak bu çelişkiyi açıklamak hiç de zor değildi: Birincisi, Batı Müslüman olmadığı için bize benzemiyordu ve onların doğruları bizimkilerden farklıydı. İkincisi, Batı’nın ‘doğru’ olarak öne sürdüğü şeylerin çoğu onların milli menfaatlerini temsil etmekteydi ve dolayısıyla bizim ‘doğrularımızın’ onlarınkinin tam zıddı olması çok doğaldı.

Bu bakış kemalizmi iki açıdan çok rahatlattı... Öncelikle kendilerini bağlayan evrensel herhangi bir ölçüt kalmadı. Bütün modern evrensellikler Batı’dan gelmekteydi ve bunların çoğu aslında gizlenmeye çalışılan emperyalist arzuların uzantısıydı. Ancak daha da önemli olarak, kemalistler ne Batı’yı ne de Türkiye toplumunu ‘anlama’ gibi bir kaygı duymadılar. Batı’yı anlamak gerekmiyordu, çünkü onların tarihi ve misyonları farklıydı. Türkiye toplumunu da anlamak gerekmiyordu, çünkü bu toplum geriydi ve her ne pahasına olursa olsun acilen değişmesi gerekiyordu. Anlama kaygısının olmaması, zaman içinde anlama denen faaliyete tümüyle bir yabancılaşma yarattı. Tabiri caizse kemalistler ‘anlama’ kelimesini bile anlamlandıramamaya başladılar.

Bunun bir tür ideolojik ahmaklık yarattığını bugün açıkça görebiliyoruz. Bu, sıradan insanlarda rastlayabileceğimiz, hepimizin her an yapabileceği ahmaklıklardan farklı. Hepimiz bazen bilmediğimiz bir şeyi biliyoruz sanabilir ve aslında yanlış olan bir fikirde ısrar edebiliriz. Ancak konuyu daha geniş veya derin bir şekilde algıladığımızda kendi ahmaklığımızı fark ederiz. Kısacası bilgi ihtiyacımızı dondurmak gibi bir tutum içinde olmayız. İdeolojik ahmaklık bunun ötesine geçer. Bilgi genişlemesinin veya düşünce derinleşmesinin anlamsız olduğunu varsayar. Dolayısıyla da kendi ahmaklığında ısrarcı olur ve bunu neredeyse kutsal bir söyleme dönüştürür.

İşte kemalizmin de başına gelen bu... Kemalizm her kemalist jenerasyonun elinde daha da yavanlaşıp yüzeyselleşerek bugünkü haline geldi. Artık gerçeklikten tamamen kopmasının dışında ancak kurumsallaşarak ayakta kalabiliyor, çünkü bireysel düşünme yeteneğini muhafaza ederek bu tutumu sürdürmek pek mümkün olmuyor. Bu durum kemalizmin kurumsal öznesi olan askeri de söz konusu ideolojinin hiperaktif bir savunucusu haline getiriyor. Ama asıl sorun şu ki, kemalistler hâlâ kendi cehaletlerine sahip çıkıyor ve ondan ötesini düşünebilme yeteneği göstermiyorlar.

Gelinen noktayı betimleyen örneklerden birine, ‘irticayla mücadele eylem belgesi’nin aslını ihbar eden kişinin gönderdiği eklerde rastlıyoruz. Bazı akademisyenlerin ve CHP yönetiminden kişilerin de desteğiyle kaleme alınan ‘Bilgi Destek Çalışması’ Türkiye ile ilgili şu tahlili yapmış (sıralama ve rakamlar bana ait): 1- “Batı tarafından radikal İslam ile mücadele vasıtası ılımlı İslam olarak seçilmiştir”; 2- “Türkiye’de ılımlı İslam’ı gerçekleştirmek isteyenler amaçlarına ulaşmışlardır... Bu eğilimi halen gelmiş olduğu noktadan geri çevirmenin son derece zor olduğu açıktır”; 3- “22 Temmuz seçimleri... AKP’yi ve destekçilerini daha fütursuz ve cüretkar davranmaya yöneltebilecek din eksenli yeni bir dönemin ötesinde, cumhuriyetin ve milletimizin temel değerlerinin aşındırılmasına yönelik bir süreci başlatma tehlikesi mümkündür”; 4- “Büyük Ortadoğu Projesinin tekrar canlandırılması sağlanmış... Ulu önder Atatürk’ün özverili planlı ve bilinçli gayretleri sonucu cumhuriyetin kurulması ile birlikte başlayan ‘Çağdaşlaşma, Aydınlanma ve Kültürel Değişim Süreci’... durdurulmuş ve etkisiz kılınmıştır.”

Karşımızda ne Batı’yı ne de Türkiye’yi anlamayan, ancak her ikisini de anlamadan ‘bildiğinden’ emin olan bir ideolojik metin var. İç ve dış ‘kötüleri’ tek bir büyük komplo etrafında bütünleştiren, ama ne için ne de dışın gerçekliğiyle ilişkisi olan bir metin. Ama haksızlık etmeyelim, belki de ikinci maddedeki “bu eğilimi gelmiş olduğu noktadan geri çevirmenin son derece zor olduğu açıktır” cümlesi bir itirafı ifade ediyor. ‘Biz bu topluma yabancıyız, toplum aslında bizi dinlemez, elimizden kaçınca da geri gelmez’ demek istiyor. Nitekim son madde de yenilgiyi telaffuz ediyor: Meğer ‘çağdaşlaşma, aydınlanma’ süreci durdurulmuş, etkisiz kılınmış... Bu tablo karşısında darbeden başka ne tavsiye edebilirsiniz? Öte yandan darbe sizin için bir çözümse, darbe yaptığınız topluma ilişkin cahil kalmanızın ne mahzuru olabilir?

Böylece daire kapanıyor... Kemalizm darbeciliği zorunlu kılıyor, çünkü toplum kemalist olmayı reddediyor. Öte yandan kemalizm toplumun geri olduğuna, doğal eğiliminin ‘yanlış’ olduğuna inanıyor. Bu durumda toplumu tanımaya çalışmak yerine, onu ‘çağdaş’ kalıba dökmek üzere kafa yormak daha anlamlı hale geliyor. Evrensel normlar ve eğilimler ise bu denklemde yer almıyorlar çünkü onların gayrımilli olduğu düşünülüyor. Sonuçta ortaya anlamadığı toplumu ve dünyayı bildiğini sanan bir ideoloji ve ne toplumu ne de dünyayı tanıyan ideologlar çıkıyor.

Ve ülkemizde bol bol ideolojik ahmaklık metinleri üretiliyor... Bunlar birbirini besleyerek ve tetikleyerek bir ekol oluşturmakla kalmıyor, kadrolara da sahip oluyorlar. Sonra da Ergenekon oluyor...

***

Yerimiz az
ama haftanın kişisi olarak Baykal’a birkaç satır ayıralım. Yukarıda sözü edilen belgenin hazırlanışında CHP’lilerin olmasından hareketle, “Bu ihbar mektubunda CHP’nin hedef olarak seçilmiş olmasının ne anlama geldiğini ben çok iyi görüyorum” demiş. Evet, biz de görüyoruz ve hiç de yadırgamıyoruz. Baykal’ın niye serzenişte bulunduğunu da anlamadık. Yoksa artık Baykal kemalist değil mi?

 

Diğer Etyen Mahçupyan Makaleleri:
  1. İçimizdeki Ugandalılar - 01.09.2010
  2. Ahmaklar dünyası - 29.08.2010
  3. Ahmaklar evi (2) - 27.08.2010
  4. Ahmaklar evi (1) - 25.08.2010
  5. Evet ama yetmez - 22.08.2010
  6. Boykotçular - 20.08.2010
  7. Utangaçlar - 18.08.2010
  8. ‘Efendiler’ ve ‘taşralılar’ - 15.08.2010
  9. ‘Evet’çiler ve ‘Hayır’cılar - 13.08.2010
  10. Boynuz - 11.08.2010
  11. Tel gericileri ve seyirciler - 08.08.2010
  12. Teamül - 06.08.2010
  13. Cambaz ip üzerinde - 04.08.2010
  14. Ölüm siyaseti - 01.08.2010
  15. Takiye - 30.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: İdeolojik ahmaklık - Etyen Mahçupyan
03.09.2010 06:01:03