1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:44
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Dr. Sivilay Genç SİVİLAY ABLA 01.10.2009
Dr. Sivilay Genç
Düğün
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Dr. Sivilay Genç - Düğün Dr. Sivilay Genç - Düğün Dr. Sivilay Genç - Düğün Dr. Sivilay Genç - Düğün Dr. Sivilay Genç - Düğün Dr. Sivilay Genç - Düğün Dr. Sivilay Genç - Düğün Dr. Sivilay Genç - Düğün
Dr. Sivilay Genç köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Sevgili okurlarım, hastalarım. Yaz boyunca bir yığın düğün davetiyesi aldık. Araya ramazan girdi, biraz soluklandık. Bayramdan sonra düğünlere kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sadece Taraf ailesinde bir kaç hafta içinde üç düğün oldu. Bu nedenle bu haftayı düğün sorularınıza ayırıyorum. Taraf’ta böyle giderse ikinci turlara sıra gelecek. Sıranın başında ben varım, benden sonra da Ahmet Altan.

***

Soru:
Düzeyli beraberliklerin düzeysiz ayrılıkları kovaladığı, boşanma avukatlarının altı ay sonrasına randevu verdikleri bir çağda evlenme yaşına gelmiş gençlere evlenmelerini tavsiye ediyor musunuz?

Cevap:
Evet, ediyorum.


Soru:
Düğün insanın en mutlu günü müdür?

Cevap:
Bu büyük bir yalandır. Düğün, düğüne gelen davetliler için mutlu bir gündür. Ancak düğün sahipleri için ayıp olmasa evlenmekten bile vazgeçirebilecek kadar sıkıntılı bir gündür. Düğünü kazasız belasız atlatan bir çift olağanüstü bir durum olmazsa en az bir on yıl daha evli giderler.


Soru:
İlk dansı etmek mecburi midir?

Cevap:
Eşli dansların hiç popüler olmadığı ülkede, genetik olarak dansa yatkın olmayan bir toplumun ferdi olan gelin ve damat, ilk dans gösterilerini 300-500 insanın bakışları altında verirler. Türkiye’nin en ünlü dansçılarına bile bu kadar kalabalık bir seyirci kolay kolay nasip olmaz. Genç çiftlerimizin ilk dans ile nasıl bir cüretkârlık gösterdiklerini varın siz hesap edin artık.


Soru:
Evlenme olayında neden bu kadar âdet, gelenek ve görenek var?

Cevap:
Kız tarafı, nikâh masasında evet diyecekleri zamana kadar avantajın ellerinde kalacağını çok iyi bilirler. Bu ‘bir namazlık saltanat’ın tadını çıkarmak için de tavanarasından, naftalinli sandıklardan çıkarmadıkları gelenek, görenek kalmaz. Çünkü; âdetlerin, gelenek ve göreneklerin büyük çoğunluğu erkek tarafının aleyhinedir. “Bana göre bekaret saçmalıktır”, “Evlenmeden önce bir kaç yıl aynı evi paylaşmalıyız” düzeyinde kadın-erkek ilişkisine asri normlarla yaklaşan bir gelin adayı, iş düğün dernek kurma aşamasına geldiğinde; kaşları bitişik, yanağı benli, pembe pazen şalvarlı köylü kızı Kezban’a dönüşür. Beşibiryerde de mi istemez, kına tepsisine üç mum yakın diye mi ısrar etmez. Hele bir de uyduda Düğün TV diye bir Türk icadı kanal var. Kızımız ezkaza bu kanalı izlemiş ise; Çerkes âdetlerini Gürcü âdetlerine, Laz âdetlerini Kürt âdetlerine harmanlar, ortaya katmerli bela çıkar.


Soru:
Evlenmek tutsaklıktır diyorlar, doğru mu?

Cevap:
Asla! Evlenmek özgürleşmektir. Bir kere bütün bir toplum seni evlendirmeyi kafaya koymuştur. Ayak diretmenin bir anlamı yoktur. Annen, baban mürüvvetini göremeden öleceklerinden korktuklarını söyleyerek ciğerine ciğerine çalışır. Ev sahipleri bekâra kiralık ev vermeyerek köşeye sıkıştırır. Bir düğün davetinde en kötü masa bekârlara ayrılır. Arkadaş gruplarında evlenenler bekâr kalanları dışlar. Televizyonlar, cesedi koktuğu için beş gün sonra komşuları tarafından bulunan yaşlı insanların, yalnız ölme korkusunu içimize salan, haberleriyle doludur. Bir terör örgütünde bile canlı bomba seçilirken bekâr olanlar öncelikli tercih edilir.

Bu nedenle evlenmek tüm bu prangalardan kurtulmaktır.


Soru:
Düğün pastasını kesip birbirine yedirmek ne anlama gelir?

Cevap:
Evlenenlerin çocuk yapması beklenir. Zaten nihayetinde tüm toplumun elbirliğiyle seni evlendirmeye çalışmasının arkasında kış geceleri sarılacağın bir eşin olması iyi niyeti yoktur. Hedef; çocuk yapman, o çocuğu insanlık adına büyütmen, böylece insan neslinin devam etmesidir. Büyümesi için çocuğun yemek yemesi gerekir. Hele bu çağda çocukların alayı iştahsız ve şımarıktır.

Düğünde birbirine pasta yediren çiftler aslında çocuklara yemek yedirmenin ilk pratiklerini yaparlar. Biraz yakından bakarsanız ne kadar amatör olduklarını da görürsünüz. Yani bunu tecrübe etmeye ihtiyaçları vardır.


Soru:
Evlenenler neden kilo alır?

Cevap:
Evlenenler kesinlikle kilo alır. Herkes bunu evde yemek pişmesine, hayatının düzene girmesine bağlar. Kesinlikle doğru değildir. Kadınlar ve erkekler evlendikten sonra kendini salar. Artık beğenilme ihtiyacı kalmamıştır. İlk menopoz ya da andropoz krizine kadar bu salınmışlık devam eder.

 

Diğer Dr. Sivilay Genç Makaleleri:
  1. EVET oyu AKP ilişkisi - 02.09.2010
  2. Atlet ve Kılıçdaroğlu - 26.08.2010
  3. Referandum için yeni model - 19.08.2010
  4. Hayır alıştırmaları - 05.08.2010
  5. Hayır’tan Gerekçeler - 29.07.2010
  6. Üniversite adaylarına altın tavsiyeler - 22.07.2010
  7. ‘Hayır’da hayır vardır - 15.07.2010
  8. Cenazenin teröristi - 08.07.2010
  9. Eskiden Türk-Kürt yoktu, şimdi nereden çıktı! - 01.07.2010
  10. Etle tırnak – kız aldık kız verdik – kardeşiz - 24.06.2010
  11. Türk’ün Türk’ten başka dostu - 17.06.2010
  12. Googletürk - 10.06.2010
  13. Hindistan uyuma Gandi’ye sahip çık - 27.05.2010
  14. Cumhuriyet çikolatası kaplı çifte kavrulmuş ‘öteki’ - 20.05.2010
  15. Son çıkan kaset soruları - 13.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Düğün - Dr. Sivilay Genç
03.09.2010 05:44:04