1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:28
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Cemil Ertem EKONOMİ POLİTİK 19.01.2010
Cemil Ertem
Türkiye Cumhuriyet Müzesi -1
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Cemil Ertem - Türkiye Cumhuriyet Müzesi -1 Cemil Ertem - Türkiye Cumhuriyet Müzesi -1 Cemil Ertem - Türkiye Cumhuriyet Müzesi -1 Cemil Ertem - Türkiye Cumhuriyet Müzesi -1 Cemil Ertem - Türkiye Cumhuriyet Müzesi -1 Cemil Ertem - Türkiye Cumhuriyet Müzesi -1 Cemil Ertem - Türkiye Cumhuriyet Müzesi -1 Cemil Ertem - Türkiye Cumhuriyet Müzesi -1
Cemil Ertem köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Geçen gün BBC’nin hafta sonu programında Ayşe Karabat Türkiye’de niye bir darbe müzesi kurulması gerektiğini o kadar güzel anlattı ki dinlemenizi isterdim. Şili’de artık bir darbe müzesi var. Üstelik Şili’de yalnız bir kere darbe oldu. Bizde, teşebbüslerini ve “post-modern”leri saymayın hadi, üç tane babalar gibi darbe var. Yani kesinlikle Türkiye’de, bütün Latin Amerika ülkelerinden daha fazla müze malzemesi buluruz. Ama Türkiye’deki darbe müzesi yalnızca darbe yıllarını anlatmasın; darbe öncesi ve sonrasıyla bir darbe müzesi kuralım bence. Tabii o zaman bu Türkiye Cumhuriyet Müzesi olur.

Bir iktisatçı olarak en sinirlendiğim şeylerden biri de, meslekten olanların ya da olacak olan öğrenci arkadaşlarımızın Merkez Bankası’na Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası demeleri; hayır ya! Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Türkiye’de Cumhuriyeti doğrudan temsil eden iki kurum var böyle. Birincisi Türkiye Cumhuriyet Savcılığı, ikincisi de Merkez Bankası.

Hukuksal ve ekonomik güvence sistemin (cumhuriyetin) iki önemli temel direği olmalı; değil mi? Şimdiye kadar bu oldu mu acaba; yoksa birileri kendi güvencesi –soygunu diyebilirsiniz- için bu kurumları, bize rağmen kullandı mı?

Şimdi siz artık Merkez Bankalarının bağımsız olma meselesini, öyle hükümetler üstü, devlet işi olarak anlamayın. Merkez Bankalarının bağımsız olması, ulus-devlet ekonomilerinden, küresel bir ekonomiye geçişin ilk adımı olarak gündeme gelmiştir ve bu “bağımsızlık” meselesini dünyada en hızlı kavrayan ve uygulayan bizim Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankamızdır. Ama bu, bizim paralarımız, ekonomimiz elden gidiyor diye dövünülecek bir şey değil. Tam aksine, “paralarımızın” küresel bir denetimle “bağımsızlaştırılması” “eskiye” göre daha güvenli bir durum bile sayılabilir. Yani Merkez Bankası rezervlerinin doğrudan Hazine’ye avans olarak kullandırılması sonra da bu avansın örtülü ödenek adıyla bize kurşun, işkence aleti, daha çok baskı, çete örgütlenmeleri olarak döndüğü dönemleri, bu bağımsızlık meselesi sayesinde geride bıraktığımızı söylemeye çalışıyorum. Hadi ya, o kadar da (oluyordu), şu Milliyetçi-Cephe zamanlarında falan deyip Recepleşmeyin lütfen.

Bunlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası değil, Türkiye Cumhuriyet Müzesi malzemesi.

Ayşe Karabat, BBC’de “darbe müzesi” önerisinde üç önemli merkez üzerinde durdu.

Birincisi Diyarbakır cezaevi, ikincisi İstanbul Metris ve üçüncüsü Ankara Mamak. Müzelerde sergilenecek malzemeler belli. Darağaçları, asılan arkadaşlarımızın ailelerine verilmeyen mektupları, hücre duvarlarına yazdıkları şiirler, işkence aletleri, vb, vb. Ama bu kadarı yetmez bence. Darbe Müzesi’ni 50 yıl sonra ziyaret eden çocuklar bu cumhuriyetin bu darbelere nasıl ve kimler tarafından mecbur edildiğini de öğrensinler. Bu ülkenin emperyalistlerden daha fazla, “bu ülkenin, toprakların sahibi biziz, sizi biz kurtardık” diyenler tarafından yağmalandığını öğrensinler. İşte bunun için müzede, mesela Merkez Bankası “bağımsız” olmadan önceki Hazine-Merkez Bankası ve örtülü ödenek ilişkilerini belgeleriyle anlatan bir bölüm ve belgeseller de olsun. Cumhuriyetin, kurulduğundan beri, bu halktan ve halkın seçilmiş temsilcilerinden saklanan bütün belgeleri, kozmik odaları bu müzede bütün insanlığa sergilensin.

Amerika’da, sigara tekelleri Clinton döneminde, hükümete, “ bize kanser nedeniyle yönelen davaları ve bu davalar sonucunda verilen milyarlarca dolarlık cezaları engelleyin” diye başvurmuşlar. Başvuruları kabul edilmiş, ama iki önemli şartla; birincisi 375 milyar dolar tazminat ödemişler, ikinci ama daha önemli şart da, “kozmik” arşivlerinin kamuoyuna açılmasıymış. Şimdi internetten bu arşivlere girince bu tekellerin insanlığa yaptığı tüm ayıplara ve suçlara ulaşıyorsunuz. Örneğin, Türkiye’de yağmacı hükümetlere verdikleri rüşvet belgelerine ya da TEKEL’in yağlanmasına giden yolda, kimleri, nasıl satın aldıklarına kadar olan tüm belgeler burada.

Şimdi bende darbeciler için benzer bir öneride bulunacağım. Artık, bırakın darbeyi falan, ulus-devlet bitiyor. Ama Türkiye’de hâlâ bir darbe tehlikesi var. Sigara tekelleri gibi suçunuzu kabul edip, arşivlerinizi “Türkiye Cumhuriyet Müzesi” ne açın. Yeni Cumhuriyet sizden para falan da istemez; eksik olun yeter!

 

Diğer Cemil Ertem Makaleleri:
  1. Kriz bitti! Dönüşüm başlıyor… - 01.09.2010
  2. ‘Temsilî demokrasi’ mi dediniz - 31.08.2010
  3. Şu ‘cemaat’ meselesi - 27.08.2010
  4. ‘Büyük tehlike’nin farkına varalım! - 25.08.2010
  5. Kim kimin arkasında, bilelim - 24.08.2010
  6. Neyin kolektif iradesi - 20.08.2010
  7. ‘İktisatçıların’ raporları ve Schacht çözümü üzerine - 18.08.2010
  8. ‘Halk kendi siyasetine sahip çıkıyor, artık dönüş yok’ - 17.08.2010
  9. ‘Çocuk, bunlar jandarma, polis partisidir!’ - 13.08.2010
  10. Bir felaket senaryosunun halkaları - 11.08.2010
  11. “Görünmez elin” yeni beyaz devrimi - 10.08.2010
  12. Kahverengi nasyonal sosyalist cephe - 06.08.2010
  13. ‘Ulusal Birlik Hükümeti’ öyle mi - 03.08.2010
  14. Bir dönem bitiyor işte - 30.07.2010
  15. Askerle ‘siyasi istikrar’ olmaz! - 27.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Türkiye Cumhuriyet Müzesi -1 - Cemil Ertem
03.09.2010 05:28:55