Baykal’ın hapisteki Ergenekon sanıklarına selam yollaması, Başbakan Erdoğan ile görüşmek için kamera şartı koyması, silahlarını bırakıp teslim olan PKK’lılar hakkında “Dağdan inen PKK’liler bırakılıyor; PKK’yi övenler, yataklık edenler hapiste” diyerek barış sürecini torpillemeye çalışması basında eleştiriliyor. Yıllardır Kemalizm ve Türk siyasal hayatı üzerinde çalışan bir sosyal bilimci olarak Baykal’ın yaptıkları beni hiç şaşırtmıyor. Fakat nedense, etrafta şaşıranlar pek çok!
Baykal’ın fikriyatına yakın olduğunu düşündüğüm kalemler bile isyanlarda... Örneğin, Fatih Altaylı şunları yazmış: “Cumhurbaşkanı, ‘Ana muhalefet de MGK’da temsil edilsin’ diyor. Baykal, ‘Olmaz öyle şey’ diyor. Başbakan, ‘Açılımı görüşelim’ diyor. Ona da ‘Kamerayla olursa olur’ deyip Dolmabahçe benzetmesi yapıyor... Rica ediyorum, 7 yaşındaki tek çocuklar gibi ‘İstemem, istemem’ deyip duruyorsunuz. Bâri ne istediğinizi söyleyin. Ama galiba onu da bilmiyorsunuz. Bakın PKK’lıların bir bölümü dağdan iniyor. Üşenmeseniz Silopi’ye gidip, ‘İnmeyin, dağa geri dönün’ diyeceksiniz. Yapmayın Deniz Bey! Lütfen yapmayın!” (Habertürk, 20 ekim).
Bu yazıları okuyunca insan şaşırıyor. İçimden şu soruyu soruyorum: Peki, ne bekliyordunuz? Son iki seçimde “AKP’ye karşı ortak cephe” taktiği ile okurlarınızı Baykal’a oy vermeğe davet edenler sizler değil miydiniz? 2007 seçimlerinden önce sandıktan CHP + MHP koalisyonu çıksın diye çalışmadınız mı? İşte, seçimden üç gün önce yazılan bir yazı:
“Bizim mahallede cevabı en kolay verilecek soru şudur: CHP’ye oy verilebilir mi? Elbette verilebilir. Hatta “verilmelidir”... Tabii ikinci bir soru daha var: “Baykal’a oy verilebilir mi?”.... Tıpkı Demirel gibi Baykal da “kızmayan”, “küsmeyen”, “sinirlerine hâkim olan” bir siyasetçidir. Baykal’ın bu özelliği, onun seçim sonrasında hükümet sorumluluğu yüklendiği takdirde, en önemli meziyeti haline dönüşecektir. Bugün miting meydanlarının hırçın adamı, yarın devlet koltuğunda fevkalade uzlaşmacı bir siyasetçi haline dönüşebilir. Tanıdığım Baykal, bu karakterde bir insandır... Öyleyse baştaki soruya tekrar dönelim. Baykal’a oy verilebilir mi? İç rahatlığıyla “Evet” (Hürriyet, Ertuğrul Özkök, 19 Temmuz 2007).
Dolayısıyla, şimdi sızlananları anlayamıyorum. Kabul edelim, Baykal yetenekli bir politikacı. Kendisine verilen temsil görevini sonuna kadar sürdürüyor. Emeklilik yıllarını ‘CHP lideri’ olarak geçirmekten başka bir amacı da yok!
Araştırmacı Tarhan Erdem’in hesaplamalarına göre, cennet vatanımızda AKP’den kurtulmak için şeytanla bile işbirliği yapabilecek altı milyon insan var. Bunların “büyük çoğunluğunun yaşam tarzları moderndir ama, kuşkuları nedeniyle, siyasal özgürlükler konusunda ‘gerektiğinde asker müdahale edebilir’ demektedirler. Türkiye’nin yüksek eğitim görmüş, meslek sahibi yetişmiş insanının, yüzde 60 - 70’i bu kesimin içindedir” (Radikal, Tarhan Erdem, 15 haziran).
Baykal geçen yıl “çarşaf açılımı” yaptığında ona hesap soranları hatırlayın. Baykal’a “çarşafı meşrulaştırıyorsunuz! Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karara karşın sizin bu açılımız çarşafı yeniden gündeme getirdi” diye Antalya’da bozuk atan “Kemalist rahibe” kılıklı kadınlar da “yetişmiş” insanlarımız içinde sayılıyorlar! CHP’nin kemik seçmeni böyle işte.
CHP’ye oy verenlerin bir kısmı son günlerde Baykal’ı eleştiriyorlar. Ben bunları yaz sonu indiriminden güzel bir bikiniyi yarı fiyatına satın alan genç kadınlara benzetiyorum. Aynı kadın kışın börekleri fazla kaçırıp beş kilo aldığı zaman, ertesi yıl yaz başında o bikiniyi giyip aynada kendini seyrederken yatak odasından acı bir çığlık yükselir. Bikininin kenarlarından etler fırtlamış, tombul beden bikiniyi ezip geçmiştir. O anda, genç kadın, aynadaki aksinden nefret eder! Ve hemen diyete başlar.
Aynen tombul bedeninden nefret eden genç kadın gibi, CHP’ye oy verenler de Baykal’ın son marifetlerine bakıp çığlık atıyorlar. Lütfen sızlanmayın, aslında Baykal’ın şahsında cisimlenen sizlersiniz! O sadece sizin gibi “yetişmiş” insanların fikriyatını savunuyor. Bıyık altından gülerek “Bu enayiler bana oy vermeye mecbur” diyor. Eğer Baykal’dan kurtulmak isterseniz, önümüzdeki seçimde oy kullanmayın! Oy vermemek, aynen oy vermek gibi saygın bir siyasi tercihtir. Baykal’dan kurtulmanın yolu, oy perhizinden geçiyor. Korkmayın, biraz cesur olun lütfen!
|