1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:30
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 09.12.2009
Ahmet Altan
Öldüren benzerlik...
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Öldüren benzerlik... Ahmet Altan - Öldüren benzerlik... Ahmet Altan - Öldüren benzerlik... Ahmet Altan - Öldüren benzerlik... Ahmet Altan - Öldüren benzerlik... Ahmet Altan - Öldüren benzerlik... Ahmet Altan - Öldüren benzerlik... Ahmet Altan - Öldüren benzerlik...
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Koca bir ülkeyi, milyonlarca insanı, hatta Ortadoğu’yu etkileyecek bir barış süreci, sanırım siyaset tarihine geçecek bir tuhaflıkla tıkandı.

Apo’nun hücresi bilmemkaç santimetre küçüldü diye, Apo da dahil bizim kuşağın tümü öldükten sonra daha uzun yıllar hayatlarını sürdürecek olan gençler kendi hayatlarından vazgeçiyorlar.

Kendilerini, kendi iradeleriyle bir “kul” haline getiriyorlar, kendi hayatlarını, kendi varlıklarını “önemsiz” buluyorlar.

Sadece bu satırları okumak bile çoğunu öfkeden delirtmeye yeter.

Onlara göre “Apo “hakkında bir söz söylenemez, Apo eleştirilemez.

“Ahmet efendi kendine gel, sen kimsin Apo hakkında konuşacak” tarzından mektupları yazmaya başlamışlardır bile.

Türkler için bu durum hiç yabancı değil.

Atatürk’le ilgili bir eleştiri yazıldığında da “Ahmet efendi kendine gel” mektuplarını Türkler yazmaya koyuluyor.

İnsanları, liderleri “tabulaştırmak” onlara tuhaf gelmiyor.

Şimdi Apo’nun hücresinin on beş santim küçülmesi nedeniyle gençlerin ölmesini anlamsız bulan birçok Türk, Anıtkabir’in dış bahçe duvarı on beş santim içeri çekilsin dendiğinde buna karşı çıkmak için ölmeye razı olur.

Hele o duvarı on beş santim geri çekecek olan Kürtler olursa, aynı bugün sokaklara fırlayan Kürt gençler gibi Türk gençler de sokaklara fırlar.

Birbirlerine inanılmaz derecede benziyorlar.

Zaten tehlikeli olan da bu benzerlikleri.

Üstelik benzerlikleri bu kadar da değil.

Türk ordusunu eleştirdiğimizde “sen hainsin” diye ayağa kalkan Türk gençleri gibi PKK’yı eleştiren biri olduğunda “hain” diye bağıran çok Kürt genci var.

Silahlı güçler de “eleştiri dışı” onlara göre.

Bu çocuklar için eleştirilemez liderler ve örgütler var.

Şimdi iki tarafın çocukları da bu satırları okuduklarında, “sen bizim liderimizi ve ordumuzu nasıl öbürlerinin lideri ve ordusuyla bir tutabilirsin” diyecekler ve bunu derken birbirlerine benzediklerini bilmeyecekler.

Onlar için en önemli şey, onların ırkları.

Bir Kürt gencine sorarsan Kürt olmaktan daha önemli bir şey yok, bir Türk gencine sorarsan Türk olmaktan daha önemli bir şey yok.

Yirmi beş yıl süren bir savaş sonucunda, karşılıklı olarak birbirinden nefret eden, birbirini öldürmek isteyen, kendilerini “kul” haline getirmiş, kendi varlığından vazgeçmiş, sorgulamayan, eleştirmeyen, şiddete yatkın büyük bir kalabalık yarattık.

Bizim Türk ve Kürt çocuklarımızın yaşıtları, dünyanın gelişmiş bölgelerinde felsefeyle, hukukla, tarihle, edebiyatla, sinemayla ilgilenip, iyi üniversitelerde ders görürken bizim çocuklarımız “ırklarının ve ırkçılığın” esiri olmuş durumda.

Her an kışkırtılabilirler, her an sokakları ateşe verebilirler.

Onları iyileştirebilecek tek şey barış.

Barışı bugün yaparsak bu çocukları “normal” bir dünyaya hazırlayabiliriz, onlara “insanın” ırktan önemli olduğunu anlatabiliriz, “kul” olmanın övünülebilecek bir şey olmadığını gösterebiliriz.

Biraz daha geciktiğimizde, bu çocukları barıştırmamız mümkün olmayacak.

Yaşları altmışa, yetmişe gelmiş adamlar bu gerçeğe hiç aldırmıyorlar, şu andaki siyasi hesapları için bu gençlerin bütün geleceğini insafsızca yakıyorlar.

Onların düşünmelerini değil, “itaat” etmelerini istiyorlar.

Kürtlerin arasında da Türklerin arasında da “iktidarlarını sürdürebilmek” için savaştan medet umanlar var ve özellikle şu son günlerde yaşadığımız olaylar, “savaştan medet umanların” birbirlerine düşman gibi gözükseler de “işbirliği” yapabileceklerini düşündürüyor insana.

Bingöl’de “33 askerin” öldürülmesinde ve barışın önünün kesilmesinde işbirliği yapanlar, bugün neden yapmasınlar?

Tokattaki alçakça katliamı, Kürt ve Türk birçok siyasetçi boşuna “33 asker olayına” benzetmiyor.

Ben bu çocuklar ölmesinler, iyi bir hayatları olsun, Türk ya da Kürt olmaktan daha önemli “kimlikler” olduğunu ve o “kimlikleri” insanın ancak kendisinin bir iş yaparak kazandığını öğrensinler, gelişmiş dünyadaki yaşıtları gibi mutlu yaşasınlar istiyorum.

Ve, çok acıklı bir biçimde bu isteğime ilk itirazın gene o gençlerden geleceğini biliyorum.

Onlar öfkelenmeye ve suçlamaya şartlandılar.

Ezberledikleri sözlerin dışında bir söz söyleyen herkesten nefret ediyorlar.

Onların “kul” olmasından yararlananlar da bu nefreti besliyor zaten.

Bu çocukları kurtarmak isteyen herkes, Kürt ya da Türk, elele verip barışı sağlamak zorunda.

Bunu şimdi yapamazsak, arkamızda bir cehennem ve o cehennemde yanmak için can veren “kullar” bırakacağız.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Öldüren benzerlik... - Ahmet Altan
03.09.2010 05:30:31