1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:28
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 26.01.2010
Ahmet Altan
Kürtler ve generaller
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Kürtler ve generaller Ahmet Altan - Kürtler ve generaller Ahmet Altan - Kürtler ve generaller Ahmet Altan - Kürtler ve generaller Ahmet Altan - Kürtler ve generaller Ahmet Altan - Kürtler ve generaller Ahmet Altan - Kürtler ve generaller Ahmet Altan - Kürtler ve generaller
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Biz önce generallerden başlayalım.

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ “Balyoz planıyla” ilgili konuştu ama doğrusu ben ne dediğini gene pek anlamadım.

Bu planı araştırıyorlarmış.

Ben öyle “muğlâk”, ortadan konuşmaları sevmem, öyle de konuşmam, netlikten, açıklıktan yanayım.

Birinci Ordu’da hazırlanan “darbenin” cami yakmak gibi korkunç planlarının “harekât emirleri” var, bu emirleri hazırlayan subayların isimleri var, bu harekâtta görevlendirilen personelin isimleri var ve bu emrin yazıldığı “bilgisayarın” kimliğine ait bilgiler var.

Biz bu harekât emrini ve içindeki isimleri açıkladık.

Böyle başka planlar da bulunuyor, onlarda da “görevlendirilmiş” personelin isimleri yazılı, onların da çıktığı bilgisayarlar belli.

Genelkurmay’ın elinde bu harekât planları yoksa verelim.

Varsa kendileri baksınlar.

O harekât planlarında isimleri yazılı olan subaylar sağ, bir kısmı hâlâ görevde, çağırıp onları, sorsunlar.

Ya diyecekler ki “bu planlar maalesef hazırlanmış, sorumlularını yargıya havale ediyoruz”.

Ya da diyecekler ki, “o planları o subaylar hazırlamamış ama Birinci Ordu’daki bütün bilgisayarlara girilmiş, ayrı ayrı bilgisayarlarda ayrı ayrı emirler yazılmış ama ne Birinci Ordu ne de Genelkurmay, harekât bölümlerinin, komutanlarının, subaylarının resmî bilgisayarlarının başkaları tarafından ele geçirildiğini fark edebilmiş.”

İki ihtimal var, ya Birinci Ordu darbe planı hazırladı ya da Birinci Ordu “düşmanlar” tarafından gizlice zaptedildi ama kimse fark edemedi.

Hangisi?

Lafı uzatacak, ezecek, büzecek bir şey yok.

Durum net, belge net, soru net.

Ama cevap net değil.

Sarıkamış’ta binlerce askerin Enver Paşa’nın zekâsız çılgınlığı sonucu öldüğünü yıllarca bu halktan saklayan “gazetecilerin” bugünkü uzantıları olan küçük çakallarını bizlere, ailelerimize saldırtmak, bizi bu soruları sormaktan vazgeçirmez.

Küfürlerle, gürültülerle, aşağılık oyunlarla olayı saptırmalarına izin vermeyiz.

Onun için kurtuluşu buralarda aramayın.

Net ve açık konuşun.

Bu arada, “TSK’nın sabrının sınırı” olduğunu söyleyen Orgeneral Başbuğ’a şunu da sormak istiyorum.

Ne olacak sabrınız tükenirse?

Vurduracak mısınız, tutuklatacak mısınız, gazeteyi mi kapattıracaksınız?

Bu ne biçim konuşma?

Türkiye’nin “hukuk sistemini” sizin sabrınızın ölçüleri mi belirliyor?

Vazgeçin bu tehditlerden.

Ben yaşlı bir adamım, ölüm bana kapı komşusu artık, bir gün önce bir gün sonra hesabı yapacak halim yok, bu tehditlere aldırmam, sizin “aferininizi” almak için paçamda dolaşan solucanlarınızın yapışkan ıslaklığından iğrensem de, çok kızarsam elimin kirlenmesine aldırmaz onları da avucumun içinde ovalayıp parçalarım.

Bunları boşverin de siz işinizi yapın, darbe planları hazırlayanları ortaya çıkartıp yargıya sevk edin.

Ordunun içindeki bu “darbeciler” yüzünden biz asıl konuşmamız gereken konuları konuşamayız.

Neşe Düzel, Adil Gür’le muhteşem bir konuşma yaptı, Gür sadece siyasetteki son durumu değil, yaptığı araştırmalar sonucu belirlediği Kürt halkının eğilimlerini, isteklerini de açıkladı.

Gür’ün araştırmasına göre DTP’lilerin yüzde seksene yakınının istemesine rağmen partili olmayan Kürtlerin büyük çoğunluğu “özerklik” istemiyor, Kürtlerin özerkliğini en çok destekleyenler “beyaz” Türkler.

Gür’ün araştırmasını temel aldığımızda, en azından ilk adım için “demokratikleşmenin”, Kürtlerin eşit vatandaşlar olmasının sağlanmasının “Kürt sorununu” büyük ölçüde çözebileceğini görüyoruz.

Dağdaki PKK’lılar için getirilecek bir af da ortamı çok rahatlatacak.

“Ayrılmayı, bölünmeyi” bir yana bırakın “özerkliğe” bile isteksizce yaklaşan Kürtlerle Türklerin nasıl bir sorunu var o zaman?

“Demokratikleşmeye” karşı çıkan Türkler, hep “ülkeyi bölecekler” mazeretinin arkasına sığınıp her türlü gelişmeyi engellemeye uğraşıyorlardı.

Hükümet de onların bu “temelsiz” çıkışlarından korkup geriliyordu.

Bunun yanlış bir korku olduğu anlaşılıyor.

Türkiye, yeni ve çağdaş bir düzen kurabilir kendisine, Türklerle Kürtlerin eşit olduğu, Avrupa standartlarını oluşturmuş, askeri kışlasına göndermiş, halkın iradesini parlamentoya yansıtmış, dindarların inanç özgürlüğüne, dinsizlerin yaşama biçimine saygılı, fikir özgürlüğünü kısıtlamayan, barış içinde bir ülke kurabiliriz.

“Yanlış korkularla” gelişmeleri engellemeye kalkanlara aldırmadan yürüyecek bir hükümet bu sorunları çözer.

Çözmeli de.

Bıktık usandık bu sıkıntılı, baskılı, kasvetli hayattan.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Kürtler ve generaller - Ahmet Altan
03.09.2010 05:28:14