1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:00
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ahmet Altan KUM SAATİ 12.02.2010
Ahmet Altan
Gerçeği gördük
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ahmet Altan - Gerçeği gördük Ahmet Altan - Gerçeği gördük Ahmet Altan - Gerçeği gördük Ahmet Altan - Gerçeği gördük Ahmet Altan - Gerçeği gördük Ahmet Altan - Gerçeği gördük Ahmet Altan - Gerçeği gördük Ahmet Altan - Gerçeği gördük
Ahmet Altan köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Aslında değişimin en belalı noktasına geldik.

Eskiden Türkiye, sorunun ne olduğunu tam olarak bilmiyordu.

Şimdi “sorunun” ne olduğu öğrenildi.

Artık, “ordunun ve yargının” bu ülkedeki değişimi engellediğini biliyoruz.

Onların zihninde “hayali” bir toplum var.

O “hayale” uymayan her şeye ve herkese karşılar.

Onların “hayalindeki” Türk, her gün tıraş olan, limon kolonyası kokan, Allaha inanan ama camiye gitmeyen, arada sırada bir iki kadeh parlatan, arabeskten hoşlanmayan, klasik Türk müziği ya da Batı müziği seven, Atatürk’e hayran, laikliğe bağlı, “düvel-i muazzamaya” kuşkuyla bakan, Türklüğün en yüce ırk olduğuna inanan, “memurlardan daha fakir olanları” küçümseyip daha zengin olanları “suçlu” gören, kendi tarihi konusunda kendisine öğretilenden fazlasını öğrenmeyen, öğrense de kimseye söylemeyen, “mili birlik ve bütünlüğü” memurların temsil ettiğine inanan, devleti hiç sorgulamayan, “büyüklerine” saygılı, askerine itaatkâr bir insan.

Yetmiş milyon insanı bu kalıba dökmek istiyorlar.

Kimse “Kürdüm” demeyecek, kimse “ibadete” gitmeyecek, kimse arabesk dinlemeyecek, kimse “Ermeni meselesi nedir” diye sormayacak, kimse Atatürk’ün “yönetim biçimini” sorgulamayacak, kimse felsefe bilmeyecek, kimse Marksizm’le ilgilenmeyecek.

Milliyetçiliği “ırkçılığa” lehimlenmiş, yarı cahil bir küçük burjuva kalabalığı yaratmaya uğraşıyorlar.

Bu hayal zaten başından sakat.

Niye insanlar böyle yarı cahil, felsefeden, tarihten, edebiyattan nasibini almamış, klişelerle konuşan, sorgulamayan, sormayan bir “vasatlık” içine girsinler?

Es kaza onların hayal ettiği gibi bir ülke olsaydık herhalde yeryüzünün en acıklı ülkesi olurduk.

Böyle bir ülke değiliz, olmadık, olamayız.

Gerçekler, onların “hayalinin” çok ötesinde.

Bu ülkede Kürtler var, dindarlar var, solcular var, Aleviler var, işçiler var, kapitalistler var.

Ülke zenginleştikçe, dünyaya açıldıkça, toplumun gerçekleri, karmaşası, sınıfları, zümreleri de ortaya çıkıyor.

Orduyla yargı, gerçeği “kendi hayallerinin” içine sıkıştırmaya çalışıyor.

Onlar toplumu o kalıba sıkıştırmaya çalıştıkça tepkiler de artıyor.

Artan tepkilerle birlikte, “orduyla yargının” tutuculuktaki rolü daha belirginleşiyor.

Şimdi kimin bu toplumu geri çekmeye çalıştığını biliyoruz, biliyoruz ama onlara engel olamıyoruz.

Hukukçularımız hukuku şakır şakır çiğniyor, Anayasa Mahkemesi anayasaya uymuyor ama biz bunu durduramıyoruz.

Toplum, kendi ordusuyla ve yargısıyla çatışıp duruyor.

Ordunun içinden darbe planları, cuntalar, lahikalar çıkıyor.

Yargı ise, “hukuk mantığının” içinde kalmaya razı olmuyor, mantığı, hukuku, adaleti zorluyor.

Şimdi İmam Hatip mezunları bunların “aklındaki” Türk tanımına uymuyor.

İmam Hatip’ten çıkanlar başka üniversitelere gitmesin istiyorlar.

Kur’an okuyan bir doktor fikrinden haz etmiyorlar.

Bunun için de tuhaf tuhaf işler yapıyorlar.

Daha önce kendi denetimlerinde olan YÖK’e emir verip, “katsayı” diye bir şey icat etmişler, hem İmam Hatip’ten hem de diğer meslek liselerinden mezun olanların üniversitelere girmesini zorlaştırmışlar.

Katsayı kararını verip uygulamaya sokan kim?

YÖK.

Danıştay, YÖK’ün bu uygulamasına karşı çıkmış mı? Hayır.

YÖK, bugün “katsayıyı” kaldırıyor ve Danıştay buna karşı çıkıyor.

Bir kurumun “katsayı” koyma yetkisi varsa, o kurumun “kaldırma” yetkisi de vardır.

“Katsayı koyabilirsin ama kaldıramazsın” ne demek? Hangi hukuk mantığına uyuyor bu? YÖK’ün böyle bir yetkisi yoksa neden “katsayı” koyduğunda Danıştay karşı çıkmadı?

Danıştay’ın verdiği kararın hukukla, adaletle hiçbir ilgisi yok.

Bu hukuksuzluk açıkça görülüyor ama hukuk kurumlarının bu keyfiliğine engel olacak bir siteme sahip olmadığımız için buna boyun eğmek zorunda kalıyoruz.

Bu tür hukuksuzlukları, zorbalıkları düzeltmenin tek yolu sistemi “tümden” değiştirmek ve yeni bir anayasa hazırlamak.

Ona da siyasi iktidarın cesareti yetmiyor.

YÖK gibi bir “darbe müessesesini” kaldırmadıkları gibi anayasayı da değiştirmiyorlar.

Onun için de en zor noktadayız, gerçeği biliyoruz ama düzeltemiyoruz.

Bu böyle gitmez elbette, gidemez, toplum kendisine uygun yeni bir düzen kuracak, orduyu ve yargıyı “gerçek” kurumlara dönüştürecek.

Bir toplum gerçeği gördükten sonra gereğini yapar.

Ama “gerçeği” gördüğün anla, o gerçeğin gereğini yaptığın arasındaki zaman diliminde çok itiş kakış, çok hukuksuzluk, çok kargaşa olur.

Tam da o kargaşayı ve hukuksuzluğu yaşıyoruz şimdi.

İyileşmeden önceki son kriz bu.

 

Diğer Ahmet Altan Makaleleri:
  1. Başörtüsü - 02.09.2010
  2. Mantık - 01.09.2010
  3. Aleviler - 31.08.2010
  4. Yargısız - 29.08.2010
  5. Çatlarken - 28.08.2010
  6. Fethullahçılar ve Avcı - 27.08.2010
  7. Siyasetin güzelliği - 26.08.2010
  8. Anayasa ve Apo - 25.08.2010
  9. Maksatlı ve manipüle edici... - 24.08.2010
  10. Genelkurmay açıklaması - 22.08.2010
  11. Bölünmek - 21.08.2010
  12. Sorun - 20.08.2010
  13. Faili meçhuller ve Ergenekon - 19.08.2010
  14. Ey siz sahipsizler... - 18.08.2010
  15. Devlet - 17.08.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Gerçeği gördük - Ahmet Altan
03.09.2010 06:00:53